Imitrex

Diyet Ve Kadın

Sağlık Kütüphanesi

Archive for the ‘KANSER ÖNCÜLÜ HASTALIKLAR’ Category

Servikal intraepiteliyal neoplazi (CIN)

Rahim ağzı yani serviksin dış yüzü birkaç değişik hücre tabakasından meydana gelmektedir. Bu tabakaların altında bazal membran adı verilen bir duvar bulunur. Bu duvarın altında ise serviks başlar. Bazal membranın üstündeki tabakaları oluşturan hücrelerin yapısında ve şeklinde olan değişiklikler servikal intaepitheliyal neoplazi (CIN) ya da servikal intraepitheliyal lezyon (SIL) olarak adlandırılırlar.CIN hafif orta ve şiddetli olarak üçe ayrılır. Bunlara sırası ile CIN 1, CIN 2 ve CIN 3 denir. Servikste olay genellikle rahimin içini döşeyen zar ile serviksi kaplayan tabakanın birleştiği yerde başlar ve yayılır. Bu yayılma hem yanlara doğru hem de derinlere doğru olur.

Nedenleri
Serviks kanseri ve CIN aynı hastalığın farklı evrelerini oluştururlar.Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte bazı risk faktörleri söz konusudur.Bunlar erken yaşta cinsel ilişki (20 yaşından önce), birden fazla partner olması, çok fazla doğum yapmak, tek eşli kadınlarda eşin birden fazla kadınla birlite olması, sosyoekonomik durumun kötü olması, sigara ve bazı virüs enfksiyonlarıdır. Özellikle herpes (uçuk) virüsü (HSV) ve human papilloma virus (HPV) suçlanan etkenlerdir.

Görülme sıklığı
CIN görülme sıklığı son yıllarda smear uygulamalarının artmasına paralel olarak artmış buna karşın serviks kanseri görülme sıkığı ise azalmıştır. Yani smear sayesinde serviks kanseri daha CIN aşamasındayken yakalanabilmektedir.

Hastalığın seyri
Tüm CIN vakalarında evre ne olrsa olsun hastalığın gerileme, aynı kalma ya da ilerleme potansiyeli vardır. Lezyonun nasıl davranacağını önceden kestirebilmek mümkün değildir.CIN 1 vaklarının %80-90′ı kendiliğinden geriler.CIN 3 vakalarının ise %40′ı tedavi edilmediği taktirde yayılım gösteren serviks kanserine dönüşür.

Belirtileri ve Tanı
CIN vakaları genelde bulgu vermezler ve rutin muayenede fark edilmezler.%0.3 oranında ilişki sonrası kanama görülebilir. Tanı rutin smear taraması veya şüpheli durumlarda yapılan kolposkopi ve alınan biopsi ile konur.

Tedavi
CIN 1 vakalarında tedavi tartışmalıdır. Bazı yazarlar tedavi edilmeksizin yakın takip önermektedirler.Tedavi yapılacak ise CIN 1 tanısı patolojik olarak kesinleştikten sonra bir kürtaj ile rahim içinde herhangi bir olumsuz hadise olmadığı gösterilmelidir.Tedavide tercih edilen yöntem koter ile yakma veya crio ile dondurma işlemi yapılarak dokuların tahrip edilmesidir.Tedavi sonrası smear ve kolposkopi ile takip gereklidir.Dokuları tahrip etmek için lazer de kullanılabilir. Bazen işlemlerin birden fazla kez tekrarlanması gerekebilir. Hastanın serviks kanseri açısından yüksek riks taşıdığı durumlarda rahim ağzının koni şeklinde çıkarılması yoluna gidilebilir. CIN ile birlikte rahimde myom vb gibi patolojilerin bulunması ve hastanın ailesini tamamlamış olması halinde rahim alınması yoluna gidilebilir. Sadece CIN 1 için rahimin alınması fazla radikal bir tedavi olacaktır. CIN 2 ve CIN 3 vakalarında da aynı tedavi ve takip uygulanır. Ancak CIN 3 vakalarında rahimin alınması uygun bir tedavi yaklaşımı olabilir.

Vulva Kanseri

Vulva kabaca kadın genital sisteminin en dış bölgesini oluşturan deri kısımdır.Oldukça nadir görülen vulva kanserinin en fazla görülen belirtisi renk değişiklikleri ve kaşıntıdır.Vulvada görülen bazı cilt hastalıkları ileriki dönemlerde kansere dönüşebileceğinden dikkatli bir şekilde tanısı konulmalı ve takip edilmelidir.Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte bazı vürüsler suçlanmaktadır.

Vulvada en sık görülen kanser skuamöz hücreli adı verilen hücre türündeki kanserdir. %70 vakada büyük ve küçük dudaklar tutulur.Ayrıca bazal hücreli kanser, melanom gibi cilt kanserleri de vulvada görülebilir.

Vulva kanseri direk olarak komşu organlara, ve lenfatik sistem yolu ile uzak organlara sıçrayabilir (metastaz).Kanser hastalığın yayılımına göre evrelenir.

Tedavi
Yayılım gösteren vulva kanserlerinin yaklaşık yarısı 1. evrede teşhis edilir. Tedavisi cerrahidir.Bu dönemde tedavi edilen hastalarda 5 yıllık yaşam %90 civarındadır.Ameliyatta tümörlü dokuların tamamı ile bazı hallerde kasık bölgesindeki lenf düğümleri tamamı ile çıkartılır.Hasta açısından oldukça güç bir ameliyattır. Bazı yazarlara göre ameliyat sonrası yara açılması görülmemesi ameliyatın yetersiz olduğunu düşündürmelidir. Ameliyat sonrası % 50 vakada yara yerinde enfeksiyon ve açılma görülür. Diğer komplikasyonlar kanama, genel enfeksiyonlar, damar problemleri, idrar tutamama ve kronik bacak ödemidir.

Radyoterapi ve kemoterapi bu kanser türünde tercih edilmez.

Endometrium Kanseri

Endometirum kanseri özellikle son yıllarda gelişmiş ülkelerde artış göstermektedir.Hastalığın %95′i 40 yaşın üzerinde görülür.

Risk Faktörleri
Endometirum kanseri normal, atrofik, ya da hiperplazik endometriumda gelişebilir.Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte progesteron ile karşılanmamış östrojen ana risk faktörüdür.Bazı kadınlarda ise östrojen ya da hiperplaziden bağımsız olarak oluşur. Genel olarak östrojene bağımlı tümörler daha iyi gidişatlıdır.Diğer risk faktörleri olarak yumurtalıklarla ilgili problemler, şeker hastalığı, hiç çocuk doğurmamış olmak, erken yaşta adet görmeye başlamak, menopoza geç yaşta girmek, kilo fazlalığı, yüksek tansiyon, atipili endometrial hiperplazi sayılabilir. Enteresan olarak sigara endometrium kanseri riskini azaltır.

Belirtiler
Erken evrede pek fazla bulgu vermez. En sık rastlanan yakınma anormal vajinal kanama ve akıntılardır. Kanamaların büyük bir kısmı menopoz sonrası kanamalardır.Hastalık ilerledikçe ağrı ve bası bulguları ortaya çıkabilir.Özellikle menopoz sonrası dönemde bütün kanamalar mutlaka araştırılmalıdır.

Tanı
Endometrium kanserinin kesin tanısı, biopsi ve patolojik incelemeler ile konur.Smear’ın tanıda yeri yoktur. Vajinal ultrasonografi oldukça yardımcı bir yöntemdir. Menopoz sonrası dönemde ultrasonda endometrium kalınlığının 5 mm’den fazla olması biopsi alınmasını gerektirir.Yine endometriumun ultrasonda düzensiz görünmesi habaset lehine olarak yorumlanabilir. Bilgisayarlı tomografi tanı konmuş endometrium kanserlerinde hastalığın yayılımının değerlendirilmesi açısından önem kazanır.

Evreleme ve prognoz
Hastalığın uygun tedavi seçeneğinin belirlenmesi için hastalığın evresinin yani yayılımının bilinmesi elzemdir. Endometrium kanserinde evreleme klinik değil cerrahi olarak yapılır. Hasta ameliyata alınır rahim ve yumurtalıklar çıkartılır, karın içindeki sıvılardan ve şüpheli alanlardan örnek alınır. Bunların değerlendirilmesi sonucu evreleme yapılır. Bütün kanserlerde olduğu gibi endometrium kanseri evreleri de 1 den 4′e kadar sıralanır. Evre 1 en erken evre 4 ise en ileri evreyi temsil eder. Hastalığın gidişatı, yani prognozu hücrelerin tipine, evresine, yayılım alanlarına, lenf nodu tutulumuna bağlıdır.Son yıllarda bazı genlerin varlığı ya da yokluğunun da prognozu etkilediği öne sürülmektedir.

Tedavi
Uzun yıllardır u kanser türünde tedavi olarak rahim ve yumurtalıkların bir arada çıkartılması uygulanmaktadır.Hastaların büyük bir kısmı Evre 1 de yani olay rahim dışına ulaşmadan yakalandığından bu tedavi yeterli olmaktadır. Eğer risk faktörleri varsa veya şüpheli alanlar görülürse lenf nodları da çıkartılabilir.Bazı yazarlar seçilmiş vakalarda operasyon sonrası radyoterapi önermektedirler.Evre 2 de tümör servikse de yayılacağından prognoz biraz daha kötüdür.Günümüzde geçerli olan tedavi yaklaşımı basit histerektomi, yumurtalıkların alınması ve lenf nodlarından biopsi alınmasıdır.Lenf nodu metastazı yok ise ameliyat sonrası radyoterapi gerekmez. Evre 3 ve 4 vakalarda ise kanserli dokuların tamamının çıkartılması mümkün olmayabilir. Cerrahın tekniği ve tecrübesine göre rahim, yumurtalıklar çıkartılır ve bunlara ilave olarak karın zarı (omentum), barsakların tutulmuş kısımları ve etkilenmiş organlar çıkartılabilir.Bu hastalarda ameliyat sonrası ilave kemoterapi ve radyoterapi gerekir.

Sağkalım
Evre 1 endometrium kanserinde 5 yıllık sağkalım oranları % 90 civarındadır. Bu oran Evre 2 olgularda bir miktar düşüşle %69*83 arasında bulunmuştur. Evre ilerledikçe sağkalım %40lar civarına iner. Nüks olursa bu ilk 2 yıl içinde en fazla oranda görülür. 5 yıldan sonra nüks son derece nadirdir.

Diğer Over Kanserleri

Gonadal Stromal Tümörler
Bunlar over dokusu içerisinde üremeyi sağlayan ve follikülü oluşturan hücrelerden köken alırlar. bağlı oldukları hücre grubuna göre granuloza hücreli, sertoli leydig hücreli, gynandroblastoma vb gibi isimler alırlar. Bu tümörler prensip olarak hormon salgılarlar ve salgıladıkları hormona göre belirti verirler.Östrojen salgılayanlarda anormal vajinal kanama, memelerde hassasiyet, erken ergenleşme hatta bazı vakalarda
endometrial hiperplazi ve endometrium kanseri görülebilir.Buna karşılık androjen yani erkeklik ile ilgili hormon salgılayanlarda adetlerde gecikme, sivilceler, tüylenme, sesde kalınlaşma görülür. Tedavi prensipleri epitheliyal tümörler ile aynıdır.

Nonspesifik Tümörler
Bunlar overi yapısını destekleyen bağ dokusu hücrelerinden köken alan kanserlerdir.Hemen hemen hepsinde ortak olan karında şişlik ve sıvı toplanması şikayetleridir.Tedavide etkilenen over çıkarılır ve gerekli durumlarda kemoterapi eklenir.

Metastatik Tümörler
Başka bir organdaki kanserin overe sıçraması ve etkilemesidir.En sık komşu genital organlardan rahim ve rahim ağzından olur.Jinekolojik organlar dışında ise kalın barsak ve kolon metastazları birinci sırada yer alır.Meme kanseri de azımsanamayacak ölçüde overe metastaz yapar.Bunlarda prognoz kötüdür ve primer kansere yönelik tedavi yapılmalıdır.

Germ Hücreli over kanserleri

Ergenlik öncesi dönemde ya da ergenliğin hemen başında ortaya çıkmaları ile diğer over kanserlerinden farklılık gösterirler.Bunlar embryonik dönemde ortaya çıkan tabakalardan arta kalan hücrelerden köken alırlar.

Disgerminoma
Germ hücreli tümörler içinde en sık görülenidir.Bunların %15-20’si gebelikte ya da lohusalıkda saptanır.Her yaşta görülebilir ama 11-20 yaşlarda daha sıktır.Olguların %80′i 30 yaşından küçüktür. Çapları 5-15 cm olabilir.En sık karında kitle, şişlik, ağrı ve akut karın bulguları ile kendini belli eder. Nadiren vajinal kanama olabilir.Hastanın dış görünüşü dişi olmasına rağmen bazen Y kromozomu bulunabilir. Tümör belirteçi olarak bhCG kullanılabilir. Epitheliyal tümörlerin aksine erken dönemde teşhis edilirler.Tedavisi
epitheliyal over tümörleri ile aynıdır.Cerrahi sonrası radyoterapi uygulanabilir.

Endodermal sinüs tümörü
1 ile 45 yaş arasında görülebilir. Embryonik dönemde gelişen ve yolk kesesi adı verilen oluşumu meydana getiren hücrelerden köken alır.Klasik olarak tümör belirteçi olarak a-fetoprotein salgılar.En sık karında ağrı, kitle, şişlik, ateş ve vajinal kanama şikayeti olur.Erken dönemde teşhis edilebilir. Genelde tek taraflı görülür. Tedavide etkilenmiş yumurtalık çıkarılır. Karşı taraf yumurtalık incelenir gerekli ise biopsi alınır.Yine gerekli vakalarda ilave kemoterapi uygulanır.

İmmatür Teratom
17-19 yaşlarında en sık görülür.Yaklaşık 18 cm çapa ulaşabilen büyük ve solid yapıda tümörlerdir. Tedavisi cerrahidir.Evre 1 den ileri olgularda standart olarak kemoterapi uygulanır.

Embryonal karsinom
Overin en malign davranışlı tümörüdür.Ortalama görülme yaşı 13 olmakla birlikte 4-22 yaş arasıda rastlanabilir.Hemen her zaman sadece tek bir overi tutar.Genelde ilk bulgu olarak karın ağrısı ve kitle gözlenir.Bütün hastalarda cerrahi işlem sonrası kemoterapi gerekir.

eXTReMe Tracker