Archive for the ‘GENEL JİNEKOLOJİ’ Category
Vulvodynia
| Vulvodynia vulva yani kadın dış genital organında kronik rahatsızlık ya da ağrı olarak tanımlanır.
Özellikle yanma, irritasyon, kaşıntı ve hassasiyet ile karakterizedir. Nedenleri
Vulvodynianın enfeksiyon ya da cinsel yolla bulaşan bir hastalık olduğuna dair bir kanıt yoktur. Bazı hekimler yüksek miktarda oksalik asit içeren çay, çukulata, fıstık, tereyağ ve bazı meyve ve sebzeler gibi gıdaların yüksek miktarda tüketilmesinin bu duruma neden olabileceğini ileri sürseler de son çalışmalar oksalik asidin olayla ilgisinin olmadığı yönündedir. Tanı ve Tedavi Öneriler
|
HPV (rahim ağzı kanseri) aşısı
Son günlerde gerek ülkemizde gerekse dünyada saÄŸlık ile ilgili gündemi en fazla meÅŸgul eden konuların başında “Rahim aÄŸzı kanserinin aşısı” bulundu ÅŸeklinde haberler geliyor. Yayınlanan pekçok haber rahim aÄŸzı kanserinin (serviks kanseri) yakın bir gelecekte yok olabileceÄŸinin öngörüsünü yapıyor. GeçtiÄŸimiz yıl piyasaya çıkan ve 2007 yılı içinde ülkemizde de kullanıma sunulacak olan bu aşı gerçekten de rahim aÄŸzı kanserini yok edebilecek bir geliÅŸme mi?
Topluma rahim aÄŸzı kanseri aşısı olarak lanse edilen ilaç aslında Human Papilloma Virus (HPV) adı verilen mikroorganizmaya karşı geliÅŸtirilmiÅŸ olan bir aşı. HPV’nin önemi ise neredeyse serviks kanserlerinin tamamından sorumlu etken olmasıdır.
HPV nedir?
Human papilloma virus 100′den fazla deÄŸiÅŸik türü bulunan ve bazı türleri cinsel yolla bulaÅŸarak hem kadın hem de erkeklerde genital siÄŸiller baÅŸta olmak üzere rahim aÄŸzı, penis, anüs, nazofarinks (boÄŸaz) gibi bazı vücut bölgelerinde kansere neden olabilen bir virüsdur. En sık neden olduÄŸu kanser serviks kanseri olup diÄŸer kanser türleri çok daha nadir görülmektedir. Genital bölgede enfeksiyona neden olan 40′a yakın tipi arasında bazıları kansere neden olma potansiyeli açısından yüksek risk taşımaktadır. Yüksek riskli gruptan HPV tip 16 ve tip 18 serviks kanserlerinin yaklaşık %70′inden sorumludur. Kanser açısından düşük riskli grupta yer alan HPV tip 6 ve tip 11 ise genital siÄŸillerin %90′ının ardında yatan nedendir. (HPV hakkında detaylı bilgiye buradan ulaÅŸabilirsiniz). Rahim aÄŸzı kanserine neden olan HPV enfeksiyonları hemen hiçbir zaman belirti vermezler, bir ÅŸikayete neden olmazlar ve sadece rutin tarama testlerinde saptanırlar.
Bir kadında HPV virusu olup olmadığı, ve eğer varsa hangi tipin olduğu vajinadan alınacak salgı örneğinin incelenmesi ile saptanabilmektedir.
Serviks kanseri?
Rahimin (uterus) vajinadaki boyun kısmı olan servikse ait kanserler her yıl dünyada pekçok kadının hayatını kaybetmesine neden olmaktadır. Sadece Amerika BirleÅŸik Devletlerinde her yıl 10.000 yeni serviks kanseri olgusu tanı almakta ve 3700 kadın bu nedenden dolayı yaÅŸamını yitirmektedir. ABD gibi geliÅŸmiÅŸ bir ülkede bile sayıların bu derece yüksek olması geliÅŸmekte olan ülkelerdeki durumun vahametini gözler önüne sermektedir. GeliÅŸmekte olan pekçok ülkede serviks kanseri kadınlarda ölüme neden olan kanserler arasında birinci ya da ikinci sırada yer almaktadır. Serviks kanserinin bilinen tek nedeni yüksek riskli HPV’dir. Yani bir baÅŸka deyiÅŸle serviks kanseri cinsel yolla bulaÅŸan bir hastalık, bir virüs enfeksiyonudur. Bukadar kolay bulaÅŸması ve bu kadar öldürücü olmasına karşın serviks kanseri önlenebilir bir hastalıktır. Önlemenin en etkin yolu ise PAP smear adı verilen tarama testidir. Her saÄŸlıklı kadının doktorunun uygun gördüğü zaman aralıklarında bu testi yaptırması gerekir.
HPV aşısı nedir?
Dünyada ciddi bir saÄŸlık sorunu olan ve cinselliÄŸin daha serbestçe yaÅŸanması ile giderek artan sıklıkta karşılaÅŸtığımız HPV enfeksiyonları ile mücadele konusundaki çalışmalar 1990′lı yılların erken dönemlerinde baÅŸladı. Bu enfeksiyonları etkin bir ÅŸekilde engelleyebilecek bir aşının geliÅŸtirilebilmesi ise 2000′li yılları buldu. Tüm dünyada 10.000′den fazla kadın üzerinde yapılan çalışmaların sonucunda HPV aşısı 2006 yılında Amerikan Gıda ve İlaç Dairesinin (FDA) onayı ile AmerÅŸkada kullanınma sunuldu.Bunu daha sonra Avrupa’nın bazı ülkeleri ile Avusturalya takip etti. Ülkemizde ise Nisan 2007 yılından itibaren kullanımda bulunmaktadır. Halihazırda iki ayrı firma tarafından üretilen 2 deÄŸiÅŸik aşı kullanılmaktadır.
Tüm dünyada rahim aÄŸzı kanserinin çaresiymiÅŸ gibi lanse edilen HPV aşısı aslında HPV’nin 4 türüne karşı koruma saÄŸlayan bir preparattır. Ülkemizde de tüm dünyadaki adı olan Gardasil ticari ismi ile satılan aşı HPV’nin serviks kanserinin %70′inden sorumlu olan Tip 16 ve 18 ile, genital siÄŸillerin %90′ından sorumlu olan tip 6 ve 11′e karşı geliÅŸtirilmiÅŸ bir aşıdır.
HPV aşısı koruyucu bir aşı olup tedavi edici özelliÄŸi yoktur. Yani aşı daha önceden Tip 6,11,16 ve 18 HPV ile karşılaÅŸmış kiÅŸilerde hastalığı tedavi edici özelliÄŸe sahip deÄŸilidir. Bu viruslerle karşılaÅŸmadan önce yapıldığında ise koruyuculuÄŸu %100′e yaklaÅŸmaktadır.
HPV aşısı kimlere yapılmalıdır?
FDA HPV aşısının daha önceden bu virusler ile karşılaÅŸmamış 9-26 yaÅŸ arasındaki tüm kadınlara yapılmasını önermektedir. Daha ileri yaÅŸtaki kadınlar üzerinde denemeler yapılmadığından ve elde yeterli veri olmadığından ÅŸimdilik 26 yaÅŸ üzeri kadınlara uygulanması önerilmemektedir. İdeali cinsel yaÅŸantı baÅŸlamadan aşı programının tamamlanmasıdır. Erkekler üzerindeki etkileri tam olarak bilinmediÄŸinden pekçok ülkede erkek çocuklara uygulanması önerilmemekle birlikte Avustralyada erkek çocuklar için de aşı programına dahil edilmiÅŸtir. Amerika’nın bazı eyaletlerinde ise rutin aşı programı içine dahil edilmiÅŸtir. ÖrneÄŸin Texas eyaletinde Eylül 2008 tarihinden baÅŸlayarak 6. sınıftaki tüm kız çocukların aşılanması zorunlu hale gelmiÅŸtir.
HPV aşısı nasıl uygulanır?
HPV aşısı 6 ay içinde toplam 3 seferlik enjeksiyonlar şeklinde uygulanır. İlk dozu takiben 2 ay sonra ikinci doz 6 ay sonra ise son doz uygulanır. Uygulama yerinde nadiren ağrı, şişlik, kızarıklık görülebilir. Bazı hastalarda halsizlik, yorgunluk ya da bulantıya yol açabilmektedir. Aşı yapılmadan önce vajinadan alınacak örnekte HPV tiplemesi yapılmalıdır. Daha önceden cinsel yaşantısı olmayanlarda ve çocuklarda tipleme yapılmasına gerek yoktur.
HPV aşısının etkisi ne kadar sürer?
Bu konuda kesin bir bilgi yoktur Yapılan çalışmalar 5 yıllık koruyuculuğun tam olduğunu göstermektedir. Etkinin 5 yıldan uzun sürüp sürmediği ve 5 yıl sonunda ek doza gerek olup olmadığı zaman içinde yapılacak çalışmalar sonrasında ortaya konacaktır.
HPV aşısı yıllık PAP smear ilişkisi nedir?
Aşı şimdilik sadece bazı HPV türlerine karşı etkili olduğundan serviks kanserini kesin olarak engellemektedir. Dolayısı ile aşı olan kişilerin yıllık smear kontrollerine devam etmeleri gerekmektedir.
HPV enfeksiyonu olan kişiler aşı olabilir mi ?
Smear kontrollerinde deÄŸiÅŸim saptanan kadınlarda HPV tiplemesi yapılması önemlidir. Tipleme sonucu HPV tip 6,11,16 ve 18′den herhangi birisi saptanmadı ise bu kadınların aşı olması yararlıdır. HPV tip 6,11,16 ve 18 pozitif olan kadınlarda aşının etkinliÄŸi konusunda yeterli veri yoktur.
HPV aşısı gebelerde yapılabilir mi ?
Aşının gebe kadınlarda ve bebeklerindeki etkileri konusunda yeterli veri yoktur. Eldeki sınırlı veri herhangi olumsuz bir etkiyi işaret etmemekle birlikte gebe kadınlarda HPV aşısı önerilmemektedir. Aşı programına başladıktan sonra hamile kalan kadınlar 3 doz tamamlamak için doğum sonrasını beklemelidirler. Öte yandan bu kadınlarda sadece aşı nedeni ile gebeliğin kürtaj ile sonlandırılması da önerilmez.
HPV aşısı sonrası korunmasız ilişki serbest midir?
HPV aşısı sadece ilgili virüslerin neden olduğu durumlara karşı koruma sağlar. AIDS, herpes, bel soğukluğu, Hepatit B gibi diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklar üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Bu hastalıklardan korunmanın tek ve en etkili yolu prezervatifdir.
HPV aşısının ücreti nedir?
Aşının üretildiği Amerika Birleşik Devletlerinde 3 dozun toplam maliyeti 360 dolar civarıdadır. Bu fiyat bugüne kadar üretilmiş aşılar arasında en pahalılarından birisidir. PAP smear tarama programının yaygın kullanılamadığı geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkeler arasında kadınlarda görülen kanserler arasında serviks kanserinin birinci ya da ikinci sırada olduğu göz önüne alındığında aşının asıl hedef kitlesinin bu ülkeler olması gerekir. Oysa fiyatın yüksekliği aşının bu ülkelerdeki ulaşılabilirliğini ne yazık ki kısıtlamaktadır. Ümit edilen çok yakın bir gelecekte ücretinin ulaşılabilir sınırlara inmesidir. Gates vakfı başta olmak üzere bazı büyük vakıf ve hayır kurumları geri kalmış ülkelerdeki çocukların aşılanması için hatırı sayılır yardımlarda bulunmaktadırlar.
HPV aşısı ile ilgili çalışmalar umut verici
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında en yaygın olanlardan birisi Human Papilloma Virus (HPV) adı verilen bir tür virüsün neden olduğu enfeksiyonlardır. Bu virus ile temas eden bir kişide enfeksiyon yıllarca sessiz ve gizli kalabilir. Ancak bu sessiz dönemde herhangi bir bulgu olmasa bile kişi hastalığı bulaştırmaya devam edebilir.
Bulgu vermesi durumunda ise en sık karşılaşılan yakınma genital bölgede görülen siğillerdir. Kondilom adı verilen genital siğiller son derece rahatsızlık verici bir durumdur.Yakma, dondurma ya da laser cerrahisi ile yok edilen siğillerin tekrarlama olasılığı vardır.
HPV’nin bir diÄŸer etkisi de rahim aÄŸzındaki hücrelerde meydana getirdiÄŸi deÄŸiÅŸikliklerdir. Rutin PAP smear incelemeleri sırasında fark edilen bu deÄŸiÅŸimler kendiliklerinden düzelebileceÄŸi gibi uzun dönemde kansere dönüşme potansiyeli de taşımaktadırlar.
HPV’nin bilinen 100′e yakın deÄŸiÅŸik türü vardır ve bunlardan bir kısmı kanser oluÅŸturma açısından yüksek riskli tipler olarak bilinmektedir. Genital siÄŸile neden olan HPV tipleri bu açıdan az riski gruba girerken, servikste yani rahim aÄŸzında deÄŸiÅŸikliÄŸe neden olanların yüksek riskli olma olasılığı fazladır.
Rahim aÄŸzı kanseri saptanan kadınların %95′inde bu tür yüksek riskli tipte HPV’ye rastlanmaktadır. Bu açıdan bakıldığında kadın kanserleri içinde ön sıralarda yer alan serviks kanserinin en önemli hatta belkide tek nedeni HPV enfeksiyonudur.
Hem genital siÄŸiller hem de smear testinde saptanan servikal hücre deÄŸiÅŸiklikleri deÄŸiÅŸik yöntemler ile tedavi edilebilir ancak vücuda girmiÅŸ olan virus yok edilemez. Bir baÅŸka deyiÅŸle HPV’nin kesin bir tedavisi yoktur. Bu durumda korunma çok büyük önem kazanmaktadır. Ancak ne yazık ki cinsel yolla bulaÅŸan hastalıkların hemen hepsine karşı koruma saÄŸlayan prezervatif HPV’den korumakta yetersiz kalmaktadır.
Hastalığın bu derece yaygın olması ve kanser riski taşıması, buna karşılık etkili bir korunma yolunun olmaması araştırmacıları daha etkin yöntemler geliştirmeye yöneltmiştir.
Bu çalışmaların temel hedefi HPV’ye karşı koruyuculuk saÄŸlayan aşıların geliÅŸtirilmesidir.
Çalışmalardan elde edilen ilk sonuçlar oldukça umut vericidir.Hatta bazı çalışmalarda aşı uygulanan kadınların hiçbirinde HPV enfeksiyonu geliÅŸmediÄŸi gözlenmektedir. Ancak bu aÅŸamada sadece rahim aÄŸzı kanserlerinin %50’sinde rastlanan HPV tip 16′ya yönelik aşılar denenmektedir. HPV tip 16 açısından negatif olan ve aşı yapılan kadınların hiçbirinde daha sonradan bu viirüs saptanamamaktadır.
Bu aşamada bir sonuca varmak mümkün olmasa da yakın bir gelecekte yüksek riskli HPV türlerine karşı etkili aşılar geliştirileceği açıktır. Bu sayede belki de rahim ağzı kanseri fazla uzak olmayan bir gelecekte tarihe karışacaktır.
Genital siÄŸilerde krem tedavisi
İnsan papilloma virüsleri (HPV) kadın ve erkekte deÄŸiÅŸik ÅŸekillerde enfeksiyona neden olabilen ve temel olarak cinsel yolla bulaÅŸan mikroorganizmalardır. HPV’nin 100′e yakın tipi vardır. Bunların bazıları sadece üreme sisteminde enfeksiyona neden olurlar ve bunlara genital HPV adı verilir.
Genital HPV’ler uzun dönemde kansere dönüşme potansiyeli taşıyan hastalıklara yol açma riskleri açısından üç gruba ayrılırlar. Düşük riskli grup temel olarak HPV tip 6 ve 11′dir ve genital siÄŸillerin hemen hepsinden bu iki tür sorumludur. Tip 16 ve 18 ise yüksek riskli gruba örnektir ve rahim aÄŸzı kanseri olgularının neredeyse tamamına yakınında bulunurlar. PAP smearda ortaya çıkan deÄŸiÅŸimlerin altında yatan genelde yüksek ve orta riskli HPV türleridir.
Genital siğillerin bulaşması
Genital siÄŸiller, yani bir baÅŸka deÄŸiÅŸle HPV cinsel iliÅŸki ile bulaşır ve en sık 20′li yaÅŸlardaki genç kadın ve erkeklerde görülür. Enfeksiyona neden olan virus derinin ya da mukozanın aktif üreyen hücre tabakasını etkiler. Cinsel iliÅŸki sırasında oluÅŸan mikroskopik sıyrıklar virüslerin bu tabakaları içine girmesine olanak saÄŸlar. BulaÅŸan virüs uzun süre sessiz kalabileceÄŸi gibi çok kısa bir süre içinde de bulgu verebilir.
Cinsel yolla bulaşan bir hastalık olduğu için genital HPV ve siğil bulaşmasında cinsel davranış en önemli risk faktörüdür. Cinsel yaşantının erken yaşta başlaması, çok sayıda partner, partnerin çok sayıda partneri olması temel risk faktörleridir. Daha önceden cinsel yolla bulaşan hastalık öyküsü olması da anlamlı bir risk faktörüdür.
Genital siğillerin tedavisinde tedavi seçenekleri
Cinsel yolla bulaşan hastalıkların tedavisinde temel amaçlar enfeksiyonun ve ona neden olan mikrobik ajanın ortadan kaldırılması, şikayete neden olan bulguların giderilmesi, uzun dönem etkilerinin engellenmesi ve bulaşmanın durdurulmasıdır. Oysa HPV söz konusu olduğunda bu amaçların tümüne birden ulaşabilmek olanaksızdır. Çünkü birkez vücuda giren HPV büyük olasılıkla ömür boyu o insanla birlikte kalır.
HPV ve genital siÄŸil tedavisinde birçok deÄŸiÅŸik yöntem denenmiÅŸtir. Günümüzde en çok uygulanan yöntem siÄŸillerin yakılması, dondurulması ya da cerrahi olarak çıkartılmasıdır. Ancak bu yöntemler hem kısmen aÄŸrılı hem de tekrarlama oranı yüksektir. Bu oran zaman zaman %90′lara kadar çıkabilir. Hastalığın bu tekrarlayıcı özelliÄŸi kiÅŸide ciddi psikolojik sorunlara neden olabilir. Bunlar dışında hücre bölünmesini etkileyen ajanlar, antiviral ajanlar ve kimyasal yıkıma neden olan ajanlar gibi ilaçlar da tedavide kullanılmaktadır. Bu tedavi seçeneklerinin hiçbirinin diÄŸerine belirgin bir üstünlüğü gösterilememiÅŸtir. İlaçlar ile yakma, dondurma ya da cerrahi çıkartılma karşılaÅŸtırıldığında ilaçların dezavantajları daha fazladır. Hem uygulanmaları zor ve zahmetlidir hem de istenmeyen etki oraya çıkma olasılığı yüksektir.
Yeni bir tedavi seçeneği: Bağışıklık sistemini uyaran krem
Son zamanlarda giderek popülerite kazanan yeni bir tedavi alternatifi de bağışıklık sistemini uyaran bir kremdir. Hastaların kendisi tarafından belirli aralıklarla uygulanan bu krem bağışıklık sistemi düzenleyiciler olarak adlandırılan bir ilaç sınıfına dahildir. Ancak bu kremin insanlarda dış genital bölgede görülen siğillerin ortadan kaldırılmasında gösterdiği etkinin mekanizması tam olarak bilinmemektedir. İlacın bağışıklık sisteminde bazı maddelerin üretimini arttırarak virüslerin neden olduğu lezyonları gerilettiği düşünülmektedir.
SiÄŸillerin hepsi kayboluncaya kadar ya da en fazla 16 hafta uygulanan bu tedavi sonucu genital siÄŸil olan kadınların %72’sinde tedavi saÄŸlanmaktadır. Erkekler ile kıyaslandığında ilacın etkinliÄŸi kadınlarda daha fazladır.
Uzun süredir var olan ve büyük siğillerin varlığında tedavinin başarısı düşmektedir.
Yan etkileri
En sık görülen yan etki kremin uygulandığı alanda kızarıklık, yanma ve kaşıntıdır. Hastaların %67’sinde kızarıklık görülürken, %32’sinde kaşıntı, %26’sında ise yanma ortaya çıkmıştır. Bunların yanısıra krem uygulanan bölgede ÅŸiÅŸlik, kabuklanma, sertleÅŸme ve hatta yara ortaya çıkabilir.
Krem ile tedavi sonrası 3 aylık dönemde siğillerin tekrarlama oranı %11 civarındadır. Ancak tekrarlaması durumunda yeniden krem kullanımı ile ilgili araştırma olmadığında böyle bir durumda yeniden kullanılması önerilmez. Benzer şekilde vajina içindeki siğillerde kullanılması da önerilmemektedir.
Konu ile ilgili hekimlerin önerisi ile hastalar tarafından yurtdışından getirtilrek kullanılan bu krem artık ülkemizde de satılmaya başlanmıştır. Kullanımı kolay ve etkinliği nispeten yüksek olan bu yeni tedavi şekli özellikle küçük ve az sayıda siğili olan belirli bazı hastaları yakma ya da dondurma tedavisinden kurtaracak bir yöntem gibi görünmektedir.
Kolposkopi
Serviks yani rahim ağzı kanseri kadın üreme sistemi kanserleri arasında sık görülen ancak önlenebilir kanserlerden birisidir. Önlenebilir olmasının temel nedeni düzenli yapılan PAP smear incelemeleri ile hastalığın çok erken dönemlerde fark edilebilmesidir. Buna karşılık PAP smear temelde tanı koyduran bir test değildir. Şüpheli durumların fark edilerek kesin tanı koyduran testlerin yapılaması gerektiğini işaret eden bir tarama testidir.
PAP smear sonucu anormal çıkan kadınlarda rahim ağzının değerlendirilmesi ve gerekli görülen alanlardan biopsi alınarak kesin tanı konulması ise kolposkopi yardımı ile gerçekleştirilir.
Kolposkopi nedir?
Kolposkopi rahim ağzının mikroskop ya da dürbüne benzeyen özel bir büyüteç yardımı ile gözlenmesi ve incelenmesidir.
Kolposkop adı verilen bu alet, normal jinekolojik muayene sırasında çıplak gözle izlenen serviskin daha büyük, net ve detaylı şekilde gözlenmesine olanak tanır. İşlem esnasında rahim ağzına bazı boya ve maddeler uygulanarak şüpheli alanların daha belirgin hale gelmesi ve biopsi alınması gereken bu alanların saptanması sağlanır.
Kimlerde kolposkopi gerekir?
Kolposkopi ve biopsi yapılmasını gerektiren durumlar şunlardır:
- PAP smear sonucu rahim ağzını oluşturan hücrelerde şiddetli ya da orta şiddette kansere dönüşme potansiyeli taşıyan değişim (displazi) saptanan kadınlar. (Smear sonucu CIN II-III ya da HSIL saptananlar)
- Tekrarlayan PAP smear incelemelerinde kaybolmayan HPV, ASCUS ya da hafif şiddette displazi saptana kadınlar (Smear sonucu CIN I y ada LSIL saptananlar)
- Tekrarlayan smearlarda sürekli nedeni açıklanamayan iltihap saptanan kadınlar
- Muayenede serviskin anormal görünüşlü olması
Kolposkopi ve biopsi nasıl yapılır?
Öncelikle belirtilmesi gereken nokta kolposkopinin ağrılı bir işlem olmadığıdır. İşlem esnasında kolposkop vajina içine girmez. Tıpkı rutin jinekolojik muayenede olduğu gibi kişi muayene masasına yattıktan sonra vajina ve serviski gözlemeye yarayan spekulum vajinaya takılır. Daha sonra kolposkop yaklaştırılarak vizöründen serviks ve vajina incelenir.
Bu incelemede temel olarak değerlendirilen alan, serviksin dış kısmını oluşturan hücre tabakası ile rahimin içine doğru uzanan kanalı oluşturan hücre tabakasının birleştiği bölgedir. Bu alana skuamo-kolumnar bileşke ya da transformasyon alanı adı verilir. Serviks kanserleri bu bölgeden başlar. Transformasyon alanın tam anlamıyla değerlendirilememesi durumunda kolposkopi başarısız olarak kabul edilir.
Kolposkopik inceleme sırasında gözlenen önemli noktalardan birisi de servikin yüzeyindeki damarlanmalardır. Bu damarların yapısı ve dağılımı kanser varlığı konusunda ipuçları verebilir.
Daha sonra serviskse pamuklu bir çubukla %5′lik asetik asit sürülür. Bu iÅŸlem bazı hastalarda hafif bir yanmaya neden olabilse de aÄŸrılı bir iÅŸlem deÄŸildir. Anormal hücre barındıran kısımlar asetik asit uygulamasından sonra beyaz renk alırlar. Bu alanlara acetowhite alanlar adı verilir. Sınırları belirgin ve keskin olan, daha beyaz olan ve daha kalın göürlen alanlarda hastalık daha ÅŸiddetlidir.
Kolposkopinin amacı biopsi alınacak alanları belirlemek olduğundan asetik asit ile beyaza boyanan alanlardan biopsi alınması gerekir.
Asetik asidin etkisi çok kısa sürelidir. Bu nedenle kolposkopinin uzun sürmesi durumunda her 5 dakikada bir asetik asit uygulanması gerekli olabilir.
Asetik asit uygulaması ile beyaza boyanan süpheli alan saptanamayan durumlarda ya da doktorun gerekli gördüğü şartlarda Lugol solüsyonu adı verilen bir iyot solüsyonu ile de inceleme yapılabilir. Buna Schiller testi adı verilir. Bu kez Lugol solüsyonu ile boyanmayan alanlar anormal olan ve biopsi alınması gereken alanları belirler.
Asetik asit ve Lugol solüsyonu ile anormal alan saptanmaması durumunda ise doktorunuz tedbir olarak yine de biopsi alabilir. Böyle bir durumda serviskte saat 12, 3, 6 ve 9 hizalarından 4 adet biopsi alınarak işlem tamamlanır.
Biopsi alınması?
Biposi herhangi bir dokudan incelenmek için küçük bir parça alınması demektir. Biopsi alınması herkeste hem psikolojik bir stres oluşturur hem de işlem sırasında acı duyulacağı endişesi ile korku yaratır. Ancak serviks biopsisi ağrılı bir işlem değildir. Serviks sinir lifleri açısından oldukça fakir olduğu için ağrı oluşumu söz konusu değildir.
Serviks biopsisi alınırken özel bir alet yardımı ile toplu iğne başı kadar küçük bir doku örneği alınır. Alınacak biopsinin sayısı kolposkopik bulgulara bağlıdır.
Biopsi alınması sırasında rahim kasılması olabileceğinden adet sancısına benzer hafif bir kramp olabilir.
Biopsi sonrası parça alınan alanlardan kanama olması normaldir. Bu kanama genelde bir süre bastırılarak durdurulabilir. Bu işlem sırasında kasıklarınızda çok rahatsız etmeyen bir basınç duyabilirsiniz. Kanamayı kesmek amacıyla biopsi alanlarına bazı solüsyonlar uygulanabilir. Bu solüsyonlar da ağrıya neden olmazlar ancak birkaç gün süreyle çamaşırınızda ya da pedinizde lekelenme görebilirsiniz.
Bazı durumlarda dokorunuz serviksten rahim içine doğru uzanan kanal içinden de (endoservikal kanal) biopsi alma gereği duyabilir. Bu işlem servikal biopsiye göre biraz daha ağrılı bir işlem olmakla birlikte lokal ya da genel anestezi gerektirmez.
İşlemin riskleri var mıdır?
Kolposkopi ve biopsi temelde son derece basit ve güvenli bir işlemdir. Bununla birlikte biopsi sırasında hafif kramplar ve işlemi takiben birkaç gün süreyle hafif kanama olabilir. Çok nadiren kanama aşırı miktarlarda olabilir ve ikinci bir müdahale gerektirebilir. Yine çok nadir olarak işlem sonrası enfeksiyon gelişebilir.
İşlem sonrası
Patolojik incelemeye gönderilen biopisinin sonucu genelde 2-3 gün içinde bildirilir. Eğer herhangi bir anormallik saptanmamış ise düzenli PAP smear incelemeleri ile takipler yapılır. Anormallik varlığında ise bu değişimlerin şiddetine göre lezyonun yakılması, dondurulması, LEEP işlemi ya da serviksin koni şeklinde çıkarılması (konizasyon) işlemi yapılabilir.
Uyarılar
- Biopsi yapılan günde ya da takip eden birkaç gün süreyle lekelenme tarzında hafif kanamalar olabilir.
- Kanama sırasında vajinal tampon kullanılmaz, bunun yerine ped tercih edilmelidir.
- Kanama artarsa ya da kesilmez ise doktorunuza haber vermeniz gereklidir.
- Biopsiden 2-3 hafta sonra doktorunuz sizi kontrole çağıracaktır. bu kontrole kadar cinsel ilişkide bulunmayınız.
- Biopsi sonrası kanamayı durdurmak için bazı ilaçlar kullanılmış ise birkaç gün süreyle koyu renkli bir akıntınız olabilir.
