Imitrex

Diyet Ve Kadın

Sağlık Kütüphanesi

Archive for the ‘DOĞUM KONTROLÜ’ Category

Doğum kontrol flasteri

Doğum kontrol bandı haftalık olarak kullanılan ve yüksek etkinliğe sahip bir doğum kontrol yöntemidir.

Nasıl etki eder?
Doğum kontrol bandının etki mekanizması doğum kontrol haplarına benzer. Haplarla aynı şekilde östrojen ve progesteron hormonlarını içerir. Kullanımı son derece basittir. Yaklaşık 4.5 santimetrekare genişliğinde bej renkli olan bant kol, bacak, kalça, karnın lt bölgesi gibi memelerden uzak bir vücut bölgesine yapıştırılır ve 1 hafta süreyle sabit miktarlarda hormon salgılayarak kan dolaşımına karışmasını sağlar. Tıpkı haplarda olduğu gibi birden fazla mekanizma ile gebeliği engeller. Asıl etkisini yumurtlamayı engelleyerek gösterir ancak bunun yanısıra rahim ağzı salgısının yapısını değiştirerek spermin taşınmasını bozar. Ayrıca rahim iç zarının kalınlaşmasını engeler.. Bu sayede yumurta dölense bile rahim içinde tutunabileceği uygun bir ortam bulamaz.

Etkinliği ne kadardır?
Doğum kontrol bandı doğru şekilde kullanıldığında etkinliği çok yüksek oan bir yöntemdir. Kullanımın ilk yılında başarısızlık oranı %1.2 civarındadır. Aşırı kilolu kadınlarda etkinliği açık değildir ve biraz daha düşük olması beklenir. Bu nedenle 90 kilonun üzerindeki kadınlarda başka bir yöntem tercih edilmesi daha doğru bir yaklaşımdır.

Nasıl kullanılır?
Doğum kontrol bandı tıpkı haplarda olduğu gibi 28 günlük adet siklusu prensibine göre kullanılır.Her kutuda 3 adet bant bulunur. İlk kez kullanımda kanamanın ilk günü kol, bacak, kalça gibi memelerden uzak bir bölgeye yapışıtırılır ve 7 gün boyunca düşük dozlu haplarda olduğu gibi 20 mikrogram östrojen salgılar. 7 gün sonra eski bant çıkartılarak yenisi yapştırılır. Üç hafta boyunca bu şekilde kullanıldıktan sonra kullanıma 1 hafta ara verilir. Bantlar her seferinde haftanın aynı günü değiştirilmelidir. Yeni bant yapıştırılırken eski bantın çıkartıldığı yerden farklı bir yere yapıştırılması cilt hassasiyetini engellemek açısından önerilmektedir. Bantın kullanılmadığı bir haftalık arada adet kanaması gerçekleşir. Koruyuculuk kullanımla aynı anda başlar.

Band sahip olduğu yapışkan özellik sayesinde banyo yaparken, yüzerken ya da terleme ile yerinden çıkmaz. Bazı klinik araştırmalarda %5′den daha az durumda bandın kısmen ya da tamamen yapıştığı yerden ayrıldığı saptanmıştır.Özellikle krem ya da yağlı maddeler kullanılırken bunların banda yakın yerlere sürülmemesi yapışkanlığın korunması açısından önemlidir.

Bant çıkarsa ne yapılmalıdır?
İlk önce yeniden yerine yapıştırmaya çalışılmalıdır. Eğer yapışkanlık özelliği kaybedildiyse yeni bir bant ile değiştirilmelidir. Bu yeni flaster yerinden çıkanın kalması gereken güne kadar kullanılmalı daha sonra yeni bir flaster ile değiştirilmelidir.Eğer flaster 24 saatten daha uzun bir süre ciltte yapışık halde durmadıysa bu sefer yeni bir kutuya başlanmalı ve 1 hafta süreyle ek bir korunma (prezervatif gibi) uygulanmalıdır.

Yan etkileri nelerdir?
Doğum kontrol flasterinin yan etkileri doğum kontrol haplarına benzer. Özellikle kullanımın ilk dönemlerinde ara kanamalar ya da lekelenmeler görülebilir. Bu etkiler birkaç aylık kullanımdan sonra ortadan kaybolur. Bir başka etki de ciltte yapıştırılan alanda görülen hassasiyet ve kızarıklıklardır. Çok nadir olgularda ortaya çıkar.

Kimler kullanamaz?
Doğum kontrol haplarını kullanması sakıncalı olan kadınlar bu yöntemi de kullanamazlar.

Kombine hormonal doğum kontrol yöntemlerinin avantaj, dezavantaj ve yan etkileri ile ilgili olarak “kombine hormonal doğum kontrol yöntemleri ile ilgili uyarılar” başlıklı yazıyı okuyunuz.

DİKKAT
Doğum kontrol flasteri de dahil olmak üzere prezervatif dışında hiçbir yöntem cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı bir koruma sağlamaz.

NOT: Doğum kontrol flasteri ülkemizde piyasada bulunmamaktadır.

Vajinal kontraseptif halka

İstenmeyen gebeliklerin önlenmesinde kullanılan yeni yöntemlerden birisi de vajinaya yerleştirilen halkadır.

Vajinal halka 5.4 santimetre çapında ve 4 milimetre kalınlığında hormon içeren bir halkadır. Doğum kontrol haplarında da bulunan östrojen ve progesteron hormonlarını içeren halka kullanıcı tarafından vajina içerisine yerleştirilir. Yerleştirilmesi son derece kolay ve ağrısızdır. Vajinal halka 3 hafta boyunca (doğum kontrol haplarında hap kullanılan zaman ile aynı süre) yerinde kalarak hormon salgılar. Üçüncü haftanın sonunda çıkarılarak 1 hafta kullanıma ara verilir.Bu süre içinde adet kanaması gerçekleşir. 1 haftalık aradan sonra yeni bir halka yerleştirilerek kullanıma devam edilir.

Tarihçe
Sadece progesteron içeren vajinal halkalar uzun yıllardır dünyada kullanılmaktaydı. Üç ile 6 ay süreyle yerinde kalan ve hormon salgılayan bu yöntem sıkça görülen adet düzensizlikleri ve etkinliğin nispeten düşük olması (%3-6 başarısızlık) nedeni ile yaygın kullanım alanı bulamamıştı. Geçtiğimiz yıllarda ABD’de ilaç ve gıda dairesinin onayını alarak kullanıma sunulan yeni yöntemde ise her iki hormonun da bulunması bu olumsuz etkileri ortadan kaldırdı. Üstelik içerdiği östrojen hormonu en düşük dozlu doğum kontrol haplarından bile daha düşük Şu anda kullanılan en düşük dozlu doğum kontrol hapı 20 mikrogram östrojen içerirken halka 15 mikrogram östrojen içermekte.

Yerleştirilmesi ve çıkarılması
Vajinal halka kullanıcı tarafından tarif formunda anlatıldığı şekilde son derece kolayca takılır ve çıkartılır. Takılması tampon yerleştirlmesine benzer. Bariyer bir yöntem olmadığı için yanlış takılması nedeni ile etkinliğin azalması söz konusu değildir. İlk kez kullanımda adet kanamasının ilk 3-4 günü içinde takılması gereklidir.

Etkinliği ne kadardır?
Vajinal halkanın etkinliği doğum kontrol hapları ile benzerdir. Bir yıllık kullanım sonrası başarısızlık oranı %0.7′den daha düşüktür.

Avantajları nelerdir?
Vajinal halka doğum kontrol yöntemerine yeni bir boyut getirmiştir.

Öte yandan vajinal halka aynı tür hormonları içerdiği için doğum kontrol haplarında olduğu gibi istenmeyen gebeliklerin önlenmesi dışında bazı sağlık yararlarını da birlikte getirir.

Dezavantajları nelerdir?
Vajinal halka kullanımı sırasında bazı istenmeyen etkiler ortaya çıkabilir. En sık karşılaşılan sorunlar şunlardır:

Aşağıdaki durumlar ortaya çıktığında mutlaka jinekloğunuzla görüşmelisiniz.

Kimler kullanamaz?
Östrojen veya doğum kontrol hapı kullanması sakıncalı olan kişiler vajinal halka kullanmamalıdır. Bunlara örnek olarak 35 yaş üstü sigara içen kadınlar, şeker hastaları, pıhtılaşma bozukluğu olanlar sayılabilir. Vajinal halka mutlaka doktor önerisi ile kullanılmalıdır.

Kombine hormonal doğum kontrol yöntemlerinin avantaj, dezavantaj ve yan etkileri ile ilgili olarak “kombine hormonal doğum kontrol yöntemleri ile ilgili uyarılar” başlıklı yazıyı okuyunuz.

Sık sorulan sorular:
Doğru yerleştirdiğimi nasıl anlarım?
Vajinal halka için doğru pozisyon yoktur. Bariyer yöntem olmadığı için yanlış yerleştirmeye bağlı etkide azalma olmaz. Eğer yerleştirme sonrası rahatsızlık hissederseniz halkayı biraz daha yukarıya doğru itmeyi deneyin

Düşerse ne yapılmalıdır?
Vajinal halkanın düşmesi son derece nadir karşılaşılan bir durumdur ve %3′den daha az kullanıcıda görülür. Düşmesi halinde hemen yeniden yerleştirlebilir. Yerleştirmeden önce soğuk suyla yıkanmasında bir sakınca yoktur.Eğer halka 3 saatten daha fazla süreyle dışarıda kalırsa yeniden takıldıktan sonra 7 gün süreyle ek bir yöntem kullanılmalıdır.

Halka yeniden kullanılabilir mi ya da 3 haftadan daha uzun bir süre yerinde kalabilir mi?
Kesinlikle hayır. Halkanın içerdiği hormon 3 haftanın sonunda tükenir ve koruması ortadan kalkar

DİKKAT
Vajinal halka da dahil olmak üzere prezervatif dışında hiçbir yöntem cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı bir koruma sağlamaz.

NOT: Vajinal halka ülkemizde piyasada bulunmamaktadır

Doğum Kontrolü - Norplant

İnsanlar yüzlerce yıldır, uzun etkili, güvenli, yan etkisi az, istenildiği anda bırakılabilen ve bırakıldığında doğurganlığın hemen geri döndüğü yöntemlerin hayalini kurdular. Bu konuda yapılan çalışmalar sonuçlandığında tüm kadın doğum çevrelerinde bir heyacan yaşandı. Yeni yöntemin adı norplanttı. Küçük bir cerrahi girişimle önkol içinde cilt altına yerleştirilen 6 adet kibrit çöpü şeklinde materyalden oluşan Norplant 5 yıl boyunca koruma sağlıyordu. Bu implantlar yavaş ancak sürekli olarak progesteron hormonu salgılayarak gebeliğe engel olurlar. Gerçekten de norplant konu ile ilgilenen pekçok kişinin heyecanlanmasına ve sevinmesine neden oldu. Fakat kullanım biraz yaygınlaşınca işin gerçekte tahmin edildiği gibi olmadığı ortaya çıktı. Uzun etkili olması, geri dönüşümleri gibi avantajları olan norplantın çok yüksek oranda adet düzensizliğine neden olduğu saptandı. Kullanıcıların pek çoğu bu düzensizlikler nedeni ile yöntemi bırakmak istiyordu. Norplantın en önemli dezavantajlarından birisi de cerrahi bir işlem ile takılıp çıkartılabilmesidir. Özellikle aradan uzun süre geçtiğinde oluşan fibröz doku nedeni ile sistemin çıkartılması zor olabilmektedir. Daha sonrasında kesi izi kalması ve norplant taktıran kişilerde bunun dışarıdan fark edilmesi de kullanımı kısıtlayan diğer faktörlerdir. Tüm bu olumsuzluklar bir anda kurtarıcı gözüyle bakılan Norplant kullanımının giderek azalmasına neden olmuştur. Çok kısa bir zaman önce ortaya çıkmış olmasına rağmen bugün norplant tercih edilen bir doğum kontrol yöntemi değildir.

Doğum Kontrolü- Aylık İğneler

Bazı ülkelerde 20 yıldan uzun bir zamandır kullanılan aylık doğum kontrol iğneleri yaklaşık 4 yıldır ülkemizde de piyasada bulunmaktadır. Bu aylık iğneleri Amerika Birleşik Devletleri’nde kullanımına 2000 yılından beri izin verilmektedir.
Aylık doğum kontrol iğnesi 2 ana kadınlık hormonu olan östrojen ve progestin içermektedir. Bu iki hormon tıpkı doğum kontrol haplarında olduğu gibi overlerde yumurta hücresi üretimi ve salınımını engelleyerek etki göstermektedir. Bunn yanısıra rahim ağzı salgısında değişikliklere neden olarak spermlerin transportunu bozmaktadır.

Aylık iğne güvenli midir?

Evet. Genel olarak bu tür doğum kontrol yönteminin güvenli olduğu söylenebilir. Bugüne kadar tüm dünyada aylık iğne kullanan 17.000′den fazla kadın incelenmiştir. Bu araştırmaların sonunda önemli yan etki görülme olasılığının son derece düşük olduğu saptanmıştır.

Yapılmasının sakıncalı olduğu kadınlar var mı?
Evet. Amerikan gıda ve ilaç dairesi (FDA) bazı kadınlarda aylık doğum kontrol iğnesi uygulamasının yapılmamasını önermektedir. Bu kadınlar şunlardır:

  • Hamile olma olasılığı bulunanlar
  • Meme kanseri olanlar
  • Daha önceden inme geçirenler
  • Etkinliği yüksek midir ?

    Aylık enjeksiyon ile doğum kontrolü etkinliği son derece yüksek olan bir yöntemdir. Yapılan araştırmalarda uygun şekilde kullanıldığı taktirde hamile kalma olasılığının %1′den daha düşük olduğu saptanmıştır. Bu oran diğer tüm etkin yöntemler ile hemen hemen benzerdir.

    İlk enjeksiyon ne zaman yapılmalıdır ?

    İlk kez aylık iğne kullanacaklarda adetin başlangıcından itibaren ilk 5 gün içinde tedaviye başlanmalıdır. Benzer şekilde düşük ya da küretajı takiben de ilk 5 gün içinde birinci enjeksiyon yapılmış olmalıdır. Doğum sonrası emziren annelerde ilk enjeksiyon için 6 hafta beklenmelidir. Öte yndan eğer anne emzirmiyorsa doğumdan 4 hafta sonra tedaviye bşlanabilir.

    Enjeksiyon nereden yapılır ?

    Kombine doğum kontrol iğnesi omuz, uyluk ya da kalça bölgesindeki kas içine yapılabilir.

    Yan etkileri nelerdir ?

    En önemli ve en sık karşılaşılan yan etki kanama düzenindeki bozulmalardır. Aylık iğne kullanan adınların yaklaşık %60′ı özellikle kullanımın ilk 3-6 ayında düzensiz, sık aralıklı ya da fazla miktarda kanama olduğunu bildirmektedirler. Bunun yanısıra 1 yıllık kullanımın sonunda adetler % 70 kadında normale dönmektedir.
    Diğer yan etkiler arasında kio artışı, memelerde hassasiyet, sivilcede artış ve mide bulantısı sayılabilir.

    Yapılan klinik çalışmalarda yaklaşık %6 oranında kadının kilo artışı nedeniyle uygulamadan vazgeçtiği saptanmıştır. Çok nadiren bazı kadınlarda kilo kaybına neden olabilsede 13-15 aylık kullanım sonrası vücut ağırlığında yaklaşık 1.5-2 kg’lık bir artış olmaktadır.

    İğnenin etkisi ne kadar sürer ?

    Aylık doğum kontrol iğnesi gebelikten yaklaşık 1 ay süreyle korumaktadır. Bir sonraki enjeksiyon için en uygun zaman 28-30 gün sonrasıdır. Ancak çeşitli nedenler ile bu mümkün olmadığında takip eden enjeksiyonu 23-33 gün sonra yaptırmanız önerilir. Eğer iki uygulama arasındaki süre daha uzun ise enjeksiyon yapılmadan önce gebelik testi yapılması gerekir.

    Bir sonraki uygulama tarihini unutmamak son derece önemlidir. Bunun için uygulama tarihini not almayı unutmayın. Aldığınız notu ya da randevu kartınızı hergün görebileceğiniz buzdolabı, makyaj aynası, ajanda gibi bir yere iliştirin ya da daha iyisi eğer varsa cep telefonunuzun ajandasına kaydedin ve alarmı kurun.

    Doktorunuzun size enjeksiyon tarihini hatirlatma gibi bir hizmet verip vermediğini mutlaka sorgulayın.

    Diğer yöntemlere göre üstünlükleri nelerdir ?

    Son derece güvenli ve yüksek etkili olmasının yanısıra kombine doğum kontrol enjeksiyonu sadece ayda bir defa yapıldığı için hasta uyumu son derece yüksektir. Enjeksiyon yapıldığı dolayısıyla doğum kontrolü kullanıldığı başka kişilerce anlaşılamaz. Çiftler uygulama için cinsel ilişkiyi kesintiye uğratmak zorunda kalmazlar.

    Uygulamayı bıraktıktan ne kadar sonra amile kalabilirim ?

    Enjeksiyon içindeki hormonlar 60-90 gün içinde vücuttan tamamen atılırlar. Araştırmalar kadınların %82’sinin enjeksiyon uygulamasını bıraktıktan onra 1 yıl içinde hamile kaldıklarını göstermektedir. Bu oran hiç doğum kontrol yöntemi kullanmayan kadınlar ile benzerdir.

    Bu iğneler cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korur mu ?

    Hayır. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak için mutlaka prezervatif (kondom) kullanmalısınız.

    Doğum Kontrolü- İğneler

    Üreme çağında ve cinsel yönden aktif olan her kadının en büyük korkularından birisi de istemeden gebe kalmaktır. Böyle bir durumda ya bebeği doğurmak zorunda kalacak ya da kürtaj olacaktır. Her iki olasılık da plansız gebe kalan kadın için ciddi psikolojik travma yaratır. Öte yandan pekçok kadın gebelikten korunma yöntemleri hakkında yeterince bilgiye sahip değildir. Pekçok kadın hangi yöntemi seçeceğine karar veremez. Etraftan duyduğu yalan yanlış bilgiler nedeni ile kendisine uygun olan yöntemleri dahi kullanamaz. Hap almayı sevmediği ya da unutkan olduğu için doğum kontrol hapı kullanmayan yüzbinlerce kadın vardır. Spirali eşi ilişki esnasında rahatsız olur diye istemeyen kadınların sayısı zannedilenden çok daha fazladır. Değişik nedenler ile kendine uygun ve kolay doğum kontrol yöntemi bulamayanlar için etkli ve bir o kadar da kolay olan bir yöntem uzun etkili iğnelerdir. Bunlardan en çok kullanılanı da 3 aylık iğne olarak bilinen depo-provera’dır.

    Depo-provera nasıl bir yöntemdir ?
    Depo-provera medroksiprogesteron asetat içeren bir preparattır. İçerdiği madde sadece progesteron içeren doğum kontrol hapları olan minipill’ler ile aynıdır. Overlerde yumurta hücresi gelişimi ve yumurtlamayı engeller. Ortada yumurta olmayınca gebelik de olmaz. Koruyuculuğu %99 civarındadır. 13 haftada bir kas içine yapılan enjeksiyon şeklinde uygulanır. Endometrium yapısını ve tüplerin hareket kabiliyetini de değiştirdiğinden yumrtlama meydana gelip döllenme olsa bile bu gebelik ürünü rahime yerleşemez. Uzun etkili bir yöntem olduğundan kişi gebe kalma stresi yaşamaz. Hergün hap almayı hatırlama sorunu olmadığından pekçok kadın bu yöntemi denemek istemektedir. Enjeksiyona son verildiğinde en geç 18 ay içinde gebelik elde edilebilir. Uygulanması özel bir teknik ya da beceri gerektirmez. Cerrahi bir müdahale ile takılmaz.

    Yan etkileri nelerdir ?
    Depo-provera özellikle kullanımın ilk yılında ciddi derecede kanama bozukluğu yapabilir. Bu bozukluklar arasında en sık ara kanamalar ve lekelenmeler görülür. Uzun süreli adet görmeme ortaya çıkabilir. Tek bir enjeksiyondan sonra 12 ay adet görmeyen vakalar mevcuttur, ya da tam tersi şekilde 3 ay süreyle sürekli kanaması olan hastalar da vardır. Sürekli kanama durumunda kanamayı kesmek için dışarıdan hormon verilmesi hatta bazen kürtaj yapilması gerekli olabilir. Bazı vakalarda arda arda birden fazla kez kürtaj gerekli olabilmektedir. 35 yaşın altında olan kadınlarda depo-provera kullanımına bağlı hafif kemik erimesi saptanabilir. Yine uzun süre kullanımda meme kanseri görülme sıklığında hafif bir artış bildiren yayınlar olmasına rağmen bu konu hala daha tam olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. Diğer yan etkiler arasında başağrısı, hafif kilo artışı, anksiyete, mide ağrısı ve karın krampları, başdönmesi ile cinsel istek kaybı sayılabilir. Tüplerin hareketini yavaşlattığı için gebelik olduğunda bunun dış gebelik olma olasılığı yüksektir.
    Yapılan çalışmalarda ilk kez depo-provera kullanan kadınların %50’sinin yan etkiler nedeni ile kullanımı bıraktığı ve başka bir yöntemi tercih ettiği, buna gerekçe olarak da en çok yakındıkları yan etkinin kanama bozukluğu olduğu saptanmıştır.

    Kontraendikasyonları
    Gebe olduğundan şüphe duyulan kadınlar aksi ispatlanana kadar depo-provera kullanmamalıdırlar. Yine özgeçmişinde meme kanseri bulunanlar, inme geçirenler, damar hastalığı olanlar, karaciğer hastalığı bulunanların kullanması önerilmez. Tanı konmamış anormal vajinal kanaması olan kadınlarda da bu kanamanın sebebi açıklığa kavuşturulana kadar enjeksiyonlar ertelenmelidir. Kullanımda yakın takip gerekiren durumlar ise:

    Ne zaman yapılmalı
    Eğer depo-provera’nın sizin için uygun bir yöntem olduğunu düşünüyorsanız ve jinekoloğunuz da bu yöntemi size öneriyor ise bundan sonraki aşama adet döneminin hangi zamanında yapılması gerektiğini öğrenmektir. İlk kez yapılacak olan depo-provera adet kanamasının ilk 5 günü içinde yapılmalıdır. Eğer doğum sonrası uygulamaya başlanacaksa ve anne emzirmeyi düşünmüyorsa doğumdan sonraki ilk 5 gün içinde yapılabilir. Emziren annelerde ise doğum takiben 6 hafta sonra ilk enjeksiyon yapılabilir. Daha sonraki tekrarlar etkili bir koruma sağlamak için her 13 haftada bir yapılmalıdır.

    Depo-proveranın sadece başka yöntem kullanamayan kişilerce kullanılması, gebelikten korunmada ilk tercih olarak düşünülmemesi önerilmektedir.

    Geri