Archive for the ‘DOÄžUM KONTROLÜ’ Category
Kadın prezervatifi
Bundan 30 yıl kadar önce kadınlar açısından cinsel devrim dendiÄŸinde kadınların sadece diledikleri zaman hamile kalmaları hakkına sahip olmaları kastediliyordu oysa günümüzde cinsel yolla bulaÅŸan hastalıkların ve özellikle AIDS’in güncelliÄŸi kadınlar açısından bu hastalılardan korunmanın da önemini ortaya koymakta.
DoÄŸum kontrolü ve cinsel yolla bulaÅŸan hastalıklardan korunmada erkekler biraz daha farklı, çünkü kullanabilecekleri yöntem sayısı çok kısıtlı. Bununa bereber erkekler bu yöntemleri kullanmada oldukça isteksiz. Özellikle bizim gibi toplumlarda prezervatif kullanımı bir türlü arzu edilen düzeylere çıkartılamıyor. Tük erkeÄŸinin “atın ölümü arpadan olsun” ya da “bana birÅŸey olmaz” mantığı hemen her zaman baskın çıkıyor. Üstelik bu düşünce kiÅŸilerin eÄŸitim düzeyinden de çok fazla etkilenmiyor. Oysa türk erkeklerine de birÅŸeyler olabiliyor ve bu olan ÅŸey neticede yine kadınları etkiliyor. Son yıllarda Türkiye’de cinsel yolla bulaÅŸan hastalıkların sayısında görülen artış konu ile ilgili kadın doÄŸum uzmanı, dermatolog ve ürologların dikkatinden kaçmıyor. Üstelik bu hastalıkların kısırlık baÅŸta olmak üzere uzun dönemde yarattığı pek çok komplikasyon maddi ve manevi açıdan büyük sorun teÅŸkil ediyor.
Erkeklerin doÄŸum kontrolü ve hastalıklardan korunmadaki isteksizliÄŸi sadece Türkiye’ye özgü deÄŸil. Pek çok geliÅŸmiÅŸ toplumda da benzeri düşünce tarzı hakim. Bu nedenle araÅŸtırmalar daha çok kadınların kullanabileceÄŸi yöntemler üzerinde yoÄŸunlaÅŸmakta. Erkeklerin kullabileceÄŸi doÄŸum kontrol haplarıyla ilgili çalışmalar son hızıyla devam etse de kimse bu yöntemin de istenilen düzeyde kullanılacağı konusunda iyimser deÄŸil.
Öte yandan istenmeyen gebeliklerin önlenmesi ile birlikte cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı korunma konusundaki tek etkili yöntem prezervatif. Erkeklerin prezervatif kullanma konusundaki isteksizliği uzun zamandan beri araştırmacıları kadınların kullanabileceği ve hamileliğin yanı sıra AIDS başta olmak üzere bu tür hastalıklara karşı koruyucu bir yöntem bulmaya zorluyor. Bugün için her iki amaca da hizmet eden tek bir ürün var.
Kadın prezervatifi olarak adlandırılan bu ürün Amerika BirleÅŸik Devletlerinde Reality, Türkiye’nin de dahil olduÄŸu diÄŸer ülkelerde ise Femidom ticari adı ile piyasada bulunuyor. ABD’de ilk kez satışa sunulduÄŸu 1992 yılından beri tüm dünyada 18 milyondan fazla satılan kadın prezervatifi kısa bir zaman öncesinde Türkiye’de de piyasaya sunuldu. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ürünün gebeliklerin ve cinsel yolla bulaÅŸan hastalıkların önlenmesinde kullanımını 1994 yılında onayladı.
Kadın prezervatifi nedir?
Kadın prezervatifi doğum kontrolündeki bariyer yöntemlerinden birisidir. Yaklaşık 15 santimetre uzunluğunda poliüretandan yapılmış bir kese ya da kılıf şeklinde olan kadın prezervatifi ilişki öncesinde vajina içerisine yerleştirilir. Kılıfın vajina içinde kalan ucu kapalı, diğer ucu ise açıktır.
Kondomun her iki ucunda yarı sert ve kolay büklebilen bir halka bulunur. Kapalı uçta bulunan halka kondomun yerinde durmasını sağlarken, açık taraftaki halka peri bölgesini ve penis kökünü korurken kondomun ilişki sırasında vajina içine kaçmasını engeller. Kondom yapısındaki maddenin özelliğine bağlı olarak yerleştirildikten hemen sonra vücut sıcaklığı ile yumuşayarak vajina duvarına yapışır. Kondomun içi silikon temeli bir kayganlaştırıcı ile kaplıdır. Kadın kondomu spermleri öldüren spermisidler içermez.
Nasıl kullanılır?
Kadın prezervatifinin yerleştirilmesi diyafram yerleştirilmesine benzer. Kapalı uçtaki halka orta, işaret ve baş parmaklar ile bükülerek vajina içerisine sokulur ve daha sonra işaret parmağı ile sonuna kadar itilir. Bu sırada kondomun kendi etrafında bükülmediğinden emin olmak gerekir. Kondomun dışta kalan kısmı ilişki sırasında genital bölgelerin temas etmesini engellediğinden genital siğilere karşı erkek prezervatifinden daha fazla koruyuculuk sağlar.
![]() 1 |
![]() 2 |
![]() 3 |
![]() 4 |
İlişki sonrasında kondom dikatli bir şekilde çıkartılmalı ve atılmalıdır. Aynı kondom birden fazla sefer kullanılmamalıdır. Eğer ilişki sırasında dışarıda kalan uç vajina içine kaçarsa ilişkiye hemen son verilmeli, kondom vajinadan çıkartılmalı ve yeni bir kondom taktıktan sonra ilişkiye devam edilmelidir.
Kadın prezervatifinin koruyuculuğu ne kadardır?
Kadın prezervatifinin iki amacı vardır. Bunlardan birincisi istenmeyen bir gebeliğin önüne geçilmesi, ikincisi ise cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı korunmadır.
Ne yazik ki istatistikler çok umut verici değildir. Piyasaya ilk sürüldüğünde başarızılık oranının 1 yılın sonunda %13 olması beklenirken bu oran ilk 6 ayda görülmekte bir yılın sonunda ise %26 civarında olmaktadır. Yani hamilelikten korunma amacıyla sadece kadın prezervatifi kullanan her 4 kadından biri bir yılın sonunda hamile kalmaktadır. Erkek prezervatiflerinde bu oran %12 civarındadır.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından bakıldığında ise kondom belirli bir koruyuculuk sağlamakla birlikte erkek prezervatifleri kadar etkili olamamaktadır. Bunda en önemli neden prezervatifin latkesten değil poliüretandan üretilmiş olmasıdır. Bununla birlikte kondom yerleştirilirken elin vajinal akıntılar ile temas etmesi hastalık bulaşma şansını yükseltmektedir. Bu nedenle kondom yerleştirilirken ya eldiven kullanılmalı ya da eller mutlaka iyice yıkanmalıdır.
Avantaj ve dezavantajları nelerdir?
Kadın prezervatifinin en önemli avantajı erkeğin prezervatif kullanmaktan kaçındığı durumlarda kadının kendini hastalıklara karşı koruyabileceği yegane yöntem olmasıdır. Prezervatif dışında hiçbir doğum kontrol yöntemi cinsel yolla bulşan hastalıklara karşı koruma sağlamaz. Adet dönemlerinde kullanılabilmesi, ilişkiden çok önce (en fazla 8 saat önce) takılabilmesi de erkek prezervatifine karşı önemli bir avantaj. Poliüretandan üretildiği için lateks alerjisi olan kadınlar da kullanabilirler.
Fiyatının erkek prezervatifine göre daha pahalı olması ve ilişki sırasında rahatsız edici bir ses çıkartması ise dezavantajları. Bu ses kayganlaştırıcı kullanılarak bir miktar azaltılabilir. Bir başka dezavantajı ise nadiren de olsa ilişki sırasında vajina içine kaçabilmesi. Kondomu doğru şekilde yerleştirebilmek için tecrübe gerektirmesi de kolaylıkla takılabilen erkek prezervatifleri karşısında önemli bir dezavantaj.
Tüm faktörler birarada değerlendirildiğinde kadın prezervatifinin diğer doğum kontrol yöntemleri ve özellikle erkek prezervatifleri kadar yaygınlaşmasını beklemek biraz hayalcilik gibi oluyor. Ancak özellikle birden fazla sayıda partneri olan ve erkek tarafının prezervatif takmayı istemediği durumlarda oldukça önemli bir alternatif olarak da yerini koruyor
Kadınları cinsel hastalıklardan da koruyacak yöntemler ile ilgili çalışmalarar devam ediyor. Son zamanlarda ilgi jel şeklinde olan ve vajina içine sıkıldıktan sonra sertleşerek tüm vajina içini kaplayan bir madde üzerinde yoğunlaşmış durumda. Ancak bu yöntemin piyasada yerini alması için daha uzunca bir zamana gereksinim varmış gibi görünüyor.
Lateks alerjisi
Lateks nedir?
Lateks bilimsel adı Hevea brasiliensis olan kauçuk ağacından elde edilen bir maddedir. Pek çok üründe lateks bulunur. Lateks içeren ürünlerden en sık bilineni erkek prezervatifleridir. Bununla beraber kadın doğum kontrol yöntemlerinden biri olan diyaframların da önemli bir kısmı lateks içerir. Öte yandan günlük kullanımda pek çok üründe de lateks bulunur. Özellikle sağlık çalışanları bu madde ile sık temas ederler. Muayene eldivenlerinin çoğu lateksten üretilmiştir.
Lateks pekçok insan için problem yaratan bir madde değildir. Ancak tıpkı doğada bolca bulunan arı zehiri, zehirli sarmaşık, hatta fıstık ve çilek gibi pekçok maddenin yaptığı gibi bazı kişilerde de lateks problem yaratabilir.
Lateks alerjisi nedir?
Alerji kabaca vücudun kendisine yabancı olarak algıladığı maddelere karşı gösterdiği rekasiyondur. Alerjik reaksiyonlar değişik şekillerde ortaya çıkabilir. Lateks söz konusu olduğunda ise en sık kontakt dermatitten söz edilir. Yani maddenin temas ettiği alanlarda reaksiyon ortaya çıkar.Lateks ile temas eden alanda kızarıklık, kaşıntı ve döküntü görülür. Örneğin lateks alerjisi olan ve sürekli eldiven kullanan bir sağlık personelinin elinde bu tür yakınmalar ortaya çıkar. Öte yandan kontakt dermatit dışında da belirtiler olabilir. Bu belirtiler çok hafif ya da şiddetli olabilir. En şiddetli formunda alerjik şok görülebilir.
İngilizler lateksi 18 yüzyılın sonlarına doğru keşfettiler. Ancak maddenin bu derece yaygın kullanım alanı bulması son 50 yıldır yaşanan bir olay. 1979 yılında bir ingiliz kadının bulaşık eldivenine bağlı yaşadığı yakınmalar tanısı konan ilk lateks alerjisi olgusu.
Takip eden dönemde 1979 ile 1988 yılları arasında 50′den fazla olgu sunumu Avrupa’da yayınlanan tıp dergilerinde yer aldı. Daha sonra ise iÅŸlerin akışı deÄŸiÅŸmeye baÅŸladı. 1988 sonbaharında Amerikan Gıda ve İlaç Dairesine (FDA) sindirim sistemi sorunları nedeni ile radyolojik inceleme yapılan bazı hastalarda anafilaktik ÅŸok (alerjik ÅŸok) görüldüğüne dair pekçok rapor ulaÅŸtı. Bu hastaların hepsindeki ortak özellik film çekimi öncesi baryum içeren lavmanlar yapılmasıydı. İlk baÅŸlarda olayın nedeni olarak baryum suçlandı ancak daha sonra bazı hastalarda ÅŸokun lavman aleti yerleÅŸtirilip ilaç daha verilmeden ortaya çıktığı fark edilince olayın esrarı çözüldü. Sorun lavman aletinin ucundaki lateks ile kaplı malzemeden kaynaklanıyordu. Üretici firma lavman uçlarında lateks yerine silikon kullanmaya baÅŸladı ancak bu arada ne yazık ki 16 hasta hayatını kaybetti.
1990-1991 yılları arasında Milwaukee’deki (ABD) bir çocuk hastanesinde 9 çocukta henüz daha cerahi iÅŸlem baÅŸlamadan anafilaktik ÅŸok görüldü. Nedenin anestezi cihazlarındaki ve damar yolu açılmasında kullanılan kateterlerdeki lateksden kaynaklandığı fark edildi. Ameliyathane ÅŸartlarında acil önlemler kolaylıkla laınabildiÄŸinden hiç kimse hayatını kaybetmedi.
Kimler risk altındadır?
Genel toplumda lateks alerjisinin görülme sıklığı %1′den daha azdır. Bununla birlikte madde ile çok fazla temas eden saÄŸlık çalışanları ile çok fazla kereler ameliyat olması gereken hastalıklara sahip olan kiÅŸiler yüksek risk gurubunu oluÅŸturur. Ancak kiÅŸinin bir maddeyle ilk kez karşılaÅŸtığında da hayati tehlike doÄŸurabilecek ÅŸiddette alerjik reaksiyon geliÅŸebileceÄŸi de unutulmamalıdır.
Hangi belirtiler uyarıcı olmalıdır?
Kaşıntı ve şişlik lateks alerjisinde sık karşılaşılan sorunlardır. Eğer doktor muayenesi sonrasında muayene olduğunuz bölgede ya da lastik eldiven kullanımını takiben (bulaşık eldiveni gibi) ellerinizde kızarıklık ve kaşıntı oluyorsa veya balon şişirdikten, diş muayenesi olduktan, muz ve avokado yedikten sonra ağzınızda yanma ve ağız çevresinde kızarıklık hissediyorsanız lateks alerjisinden kuşkulanmalısınız.
Prezervatif kullanımını takiben genital bölgede benzeri yakınmalar oluyorsa büyük olasılıkla lateks hassasiyetiniz var demektir.
Lateks alerjisi önceden saptanabilir mi ?
Kişinin latekse karşı alerjik olup olmadığını anlamanın 2 yolu vardır. Bunlardan birincisi cilt altına çok az bir miktar lateks vererek reaksiyon gelişip gelişmediğini saptamaktır. Alerjik olan kişilerde 15 dakika içinde uygulama bölgesinde şişlik ve kızarıklık ortaya çıkar. Diğer bir yöntem ise kanda latekse karşı antikor varlığını araştırmaktır. Ancak bu yöntemlerden hiçbirisi lateks alerjisini kesinlikle saptayamamaktadır.
Alerjik reaksiyonlar sadece organik maddeler içinde bulunan bazı proteinlere karşı geliÅŸirler. Lateksin içinde bulunan 10′dan fazla proteinin bu tür reaksiyonlara neden olabileceÄŸi bilinmekle birlikte henüz hangi proteinlerin alerji nedeni olduÄŸu kesin olarak saptanamamıştır. ÖrneÄŸin deÄŸiÅŸik eldiven markaları arasında aynı kiÅŸide farklı düzeylerde alerji geliÅŸmesi birden fazla proteinin sorumlu olabileceÄŸini düşündürmektedir.
Lateks alerjisi varsa prezervatif kullanamaz mıyız?
Dünya piyasalarında lateks içermeyen prezervatifler mevcuttur. Bulara örnek olarak kuzu derisinden yapılan prezervatifler verilebilir ancak bu prezervatifler istenmeyen bir hamileliğe karşı koruyucu olduğu halde cinsel yolla bulaşan hastalıklardan etkili bir şekilde korumazlar.
Poliüretan adı verilen maddeden yapılan prezervatifler de lateks içermezler. Son zamanlarda gündeme gelen ve ülkemizde de piyasaya sunulan kadın prezervatifleri de poliüretandan üretildikleri için lateks alerjisi olan kişiler tarafından kullanılabilirler. Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi (FDA) kadın prezervatifinin gebelik ve AIDS başta olmak üzere cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak amacıyla kullanımına onay vermiştir.
Lateks içeren ürünlerden bazıları
- Paket lastikleri
- Elastik bandajlar
- Yara bantları
- Bulaşık eldivenleri
- Sıcak su şişeleri
- Ayakkabı cilaları
- Oyuncak balon
- Silgi
- Spor malzemeleri
- Oyuncaklar
Lateks alerjisinin belirtileri
- Döküntü
- Kaşıntı
- ÅžiÅŸlik
- Yüzde ani kızarıklık
- Solunum sıkıntısı
- Hızlı soluk alıp verme
- Anksiyete
- Hafızada karışıklık
- Baygınlık hissi
- Åžok
Doğum Kontrolü - Prezervatif
Kondom geri çekme yöntemi dışında erkeklerin kullanabileceği tek geri dönüşümlü yöntemdir.Dünyada yaklaşık 46 milyon çiftin düzenli olarak kondom kullandığı tahmin edilmektedir ve bu çiftlerin büyük bir kısmı gelişmiş ülkelerde yaşamaktadırlar.
Penise takılan mekanik bariyerlerle ilgili ilk bilgiler M.Ö. 1350 yıllarına dayanmaktadır. Bu dönemde Mısır’da erkeklerin süs amaçlı penil bariyerler taktıkları bilinmektedir. M.S. 1654 yılında ünlü İtalyan bilgini Fallopius ketenden yapılmış bir kılıf tanımladı. Daha sonraları hayvan barsağından yapılan bu kılıflara 18. Yüzyılda kondom adı verildi. 1800′lü yılların ikinci yarısından sonra ise sentetik maddelerden ya da kauçuktan yapılmaya baÅŸlandı ve giderek yaygınlaÅŸtı.
Ereksiyon halindeki penis üzerine geçirilen kondom spermlerin vajinaya girişini engeller. Bazı kondomlar ise spermleri etkisi hale getiren spermisid adı verilen maddeler ile kaplanmıştır. Kondomun yırtılması halinde bu maddeler ek bir koruma sağlayabilir. Ayrıca bir kısım kondomlarda silikon jel ya da pudura ile kaplanarak kayganlaştırılmışlardır.
Kondom gebeliÄŸi önlemde oldukça etkili bir yöntemdir. Teorik olarak etkinliÄŸi % 98 olmakla beraber olaÄŸan kullanıcılarda bu oran % 88′e düşmektedir. EtkinliÄŸin kulanıcı düzeyinde azalmasının en önemli sebebi her iliÅŸkide kondom kullanma alışkanlığının edinilmemiÅŸ olmasıdır.
Kondomların spermisidlerle birarada kullanılmasını tavsiye edenler olduğu gibi, bu maddelerin kondomların daha kolay yırtılmalarına neden olduğunu ileri sürenler de vardır.
Herhangi bir spermisid madde içermeyen kondomların yırtılma olasılığı 161 ilişkide 1 olarak hesaplanmıştır.
Kondomların gebelikten koruma dışında çok önemli bir yararı daha vardır:
AIDS ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma
Kondom özellikle evli olmayan ya da birden fazla kişi ile ilişkisi olan kadın ya da erkeklerde en uygun yöntemdir. Kolay temin edilmesi, ucuz ve etkili bir yöntem olması, bazı erkeklerde ereksiyonun daha uzun sürmesine yardımcı olması, bazı kısırklık olgularında kadın vücudunda spermlere karşı bağışıklık cevabının gelişmesine engel olması, enfeksiyon riskini azaltarak ilerideki doğurganlığın korunmasına yardımcı olması ve erken dönem rahim ağzı kanserini önlemesi avantajlarıdır.
Erkekte duyarlılığı azaltması, zaman zaman cinsel ilişkiyi bölmesi ve nadiren de olsa sentetik materyale karşı alerji gelişmesi dezavantajlarıdır
Kombine hormonal doğum kontrol yöntemleri ile ilgili uyarılar
Doğum kontrol hapları, vajinal halka, doğum kontrol flasteri gibi hem östrojen hem de progesteron hormonları içeren yöntemler kombine hormonal kontraseptifler olarak adlandırılırlar. Bu yöntemlerin hepsi ortak etki mekanizmalarına,avantaj ve dezavantajlarla yan etkilere sahiptirler.
Kombine hormonal kontraseptiflerin yan etkileri şunlardır:
En sık görülen yan etki
Kombine hormonal kontraseptif yöntemlerde en sık görülen yan etki ara kanamalar ya da lekelenmelerdir. Bu etki özellikle kullanımın ilk aylarında belirgin olup daha sonra kaybolur.
Daha nadir görülen yan etkiler
- Bulantı ve kusma: Kullanımın ilk aylarında görülür daha sonra kaybolur
- Başağrısı: Migren atakları sıklaşabilir, şiddeti artabilir.
- Memelerde hassasiyet
- Depresyon ya da mizaç değişiklikleri
- Ciltte renk deÄŸiÅŸiklikleri
- Cinsel istekte (libido) azalma
Çok nadir görülen ancak ciddi öneme sahip yan etkiler
- Karın ağrısı. Şiddetli karın ağrısı damarlar içinde kanın pıhtılaşmasının bir göstergesi olabilir.
- Göğüs ağrısı: Akciğerlerde kan pıhtılaşması, kalp krizi ya da meme tümörünün belirtisi olabilir.
- Çok şiddetli başağrısı: Migren olabileceği gibi ani yükselen kan basıncının da belirtisi olabilir.
- Görme bozukluğu ya daani görme kaybı
- Şiddetli bacak ağrısı ve kzıarıklık. Bacak damarlarında pıhtılaşmanın belirtisi olabilir.
Kombine hormonal kontraseptiflerin avantajları
- Düzenli ve sürekli bir koruma sağladığı için cinsel ilişkinin daha rahat ve keyifli olmasını sağlar
- Adet kanamalarının miktarını azaltır kansızlık gelişmesini engeller
- Adet sancılarının şiddetini azaltır
- Ovulasyon sırasında görülen ağrıyı azaltır
- Yumurtalıklarda kist gelişmesini engeller
- Memedeki iyi huylu hastalıkların gelişmesini engeller
- Pelvik iltihabi hastalık görülme riskini azaltır
- Dış gebelik riskini azaltır
- Yumurtalık ve rahim kanseri ortaya çıkma riskini azaltır
- Endometriozise bağlı yakınmaların şiddetini azaltır
- Sivilce problemi üzerinde olumlu etki yaratır
- Tüylenmeyi azaltır
- Kemik erimesine karşı koruyucudur
Kombine hormonal kontraseptiflerin dezavantajları
- Emziren anneler kullanamaz
- Sigara içen 35 yaş üstü kadınlar kullanamaz
- Bazı ilaçlarla etkileşime girerek etksi azalabilir.
- Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı hiçbir koruma sağlamaz.
Aşağıdaki durumlarda kombine hormonal kontraseptiflerin kullanılması önerilmez.
- Şeker hastaları
- Damar ve dolaşım hastalığı olanlar
- Pıhtılaşma bozukluğu olanlar (faktör V Leiden gibi)
- Daha önceden inme problemi yaşayanlar
- Kalp hastalığı olanlar
- Meme kanseri olanlar
- KaraciÄŸer fonksiyon bozukluÄŸu olanlar
- Hipertansiyonu olanlar
- Tanısı konmamış anormal vajinal kanaması olanlar
- Kandaki yağ düzeyi yüksek olanlar
İmplanon
İstenmeyen gebeliklerin önlenmesi amacıyla implant adındaki cilt altına yerleştirilen ve hormon salgılayan çubuklar uzun zamandır ülkemizde ve dünyada kullanılmaktadır. Toplam 6 tane olan bu çubuklar kol iç yüzeyinde cildin hemen altına yerleştirilerek 5 yıl boyunca koruma sağlarlar.
Ülkemizde İmplanon ticari adı ile piyasaya sürülen yeni bir implant ise sadece tek bir çubuk ile 3 yıl süreyle koruma sağlamaktadır.
Nasıl etki eder?
Cilt altına yerleştirilen implant 3 yıl boyunca progesteron hormonu salgılayarak gebeliğe karşı koruma sağlar. Progesteron yumurtlamayı engellemesinin yanısıra rahim ağzı salgısının yapısını değiştirerek spermin rahim içinde ilerlemesini bozar. Ayrıca rahim iç zarının incelmesini sağlayarak döllenmiş yumurtanın burada tutunmasının önüne geçer. Yumurtlamayı engelleme yeteneği kombine hormonal yöntemlere göre daha düşüktür.
Nasıl yerleştirilir?
![]() |
İmplant aktif olarak kullanılmayan kolun (sağ elini kullananlarda sol kol, sol elini kullanalarda sağ kol) üst kısmına küçük bir cerrahi işlem ile yerleştirilir ve istendiğinde yine küçük bir cerrahi işlem ile çıkartılır. Takma ve çıkarma işlemi sadece bu iş için özel eğitim almış hekimlerce yapılmalıdır. Lokal anestezi eşliğinde yapılan takma işlemi yaklaşık 1-2 dakika sürer. |
Etkinliği ne kadardır?
3 yıllık koruma sağlayan yöntemin başarısı %99.3 cvarındadır.
Ne zaman yerleÅŸtirilmelidir?
İmplantın uygun zamanda yerleştirilmesi ile koruyuculuk hemen başlar. Bunun için daha önce kullanılan yöntem de bilinmelidir.
|
![]() |
Avantajları nelerdir?
- Etkinliği yüksek ve geridönüşümlü bir yöntemdir
- Kullanımı kolaydırhatırlama ya da günlük kullanım gerektirmez
- Uzun süreli bir yöntemdir
- Emziren kadınlarda kullanılabilir.
Dezvantajları nelerdir?
- Özel eğitim gerektiren bir takma ve çıkarma süreci vardır.
- Cerrahi bir işlem ile takılıp çıkartılır
- Her 5 kadından birinde adet düzensizliği ve adet kanamalarının kesilmesine neden olabilir.Bazı kadınlarda ise kanamalar çok düzensiz ve mikatrı değişken olabilir. Hangi kadında ne tür kanama bozukluğu olacağı önceden bililenemez. Bu nedenle adet düzensiliğini tolere edemeyen kadınlarda kullanılması uygun değildir.
- Yerleştirme yerinde cerrahi işleme bağlı hasssiyet ya da enfeksiyon ortaya çıkabilir.
Kimler için uygundur?
- Emziren kadınlar
- Uzun süreli ve geri dönüşümlü bir yöntem isteyenler
- Hergün ya da belirli aralıklarla ilaç kullanmak istemeyen kişiler
- Östrojen kullanması sakıncalı olanlar
- Kanama nedeni ile spiral kullanamayanlar
Kimler için uygun değildir
- Progesterona bağlı bir hastalığı olanlar
- Ağır karaciğer hastalığı olanlar
- Selim ya da habis karaciğer tümörü olanlar
- Meme kanseri ya da şüphesi olanlar
- Açıklanamayan ve nedeni bilinmeyen vajinal kanaması olanlar
- Gebe olan ya da gebelik şüphesi olanlar
Yan etkileri nelerdir?
3 yıllık implantın yan etkileri çok fazla değildir. En sık karşılaşılan durum adet kanamalarındaki düzensizliklerdir. Bunun yanısıra baş ağrısı, kilo değişiklikleri, memelerde hassasiyet vb. görülebilir.
DİKKAT
Vajinal halka da dahil olmak üzere prezervatif dışında hiçbir yöntem cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı bir koruma sağlamaz.






