Archive for the ‘Cerrahi iÅŸlemler’ Category
Laparoskopi
Dünyaya baktığımızda son 20 yılda cerrahi anlayışında köklü deÄŸiÅŸiklikler görmekteyiz. Vücut boÅŸluklarını açmadan içeride olup bitenleri anlayabilme fikri tıbbın baÅŸlangıcından beri cerrahları heyecanlandıran en önemli özlemlerden birisidir. İlk kez 1901 yılında Georg Kelling isimli bir cerrah bu fikri hayata geçirebilmiÅŸ ancak laparoskopi bugünkü popülerliÄŸine 1980′den sonra ulaÅŸabilmiÅŸtir. Teknoloji ve tıp alanındaki geliÅŸmeleri birbirine entegre eden en önemli geliÅŸmelerden birisi olan laparoskopi, kameraların giderek küçülmesi sayesinde günümüzde pekçok hastalığın teÅŸhis ve tedavisinde neredeyse ilk tercih edilmesi gereken bir yöntem haline gelmiÅŸtir.Kelime olarak bakıldığında skopi Yunanca’da gözlemlemek anlamına gelmektedir. EÄŸer gözlenen bölge göğüs boÅŸluÄŸu ise thorakoskopi, mesane ise sistoskopi, rahimin içi ise histeroskopi olarak isimlendirilmektedir. Laparokopi ise karın (batın) boÅŸluÄŸunun gözlenmesidir.
Nasıl Yapılır ?
Laparoskopide temel alet minyatür bir teleskoptur. İşlem genel anestezi altında yapılır. Hasta uyuduktan sonra gerekli antiseptik temizlik yapılır. Hasta steril örtüler ile örtülür. Buraya kadar olan işlemler konvansiyonel cerrahi girişimler ile aynıdır.Yalnız hasta uyuduktan sonra lithotomi pozisyonuna alınır (jinekolojik muayene esnasında olduğu gibi) Daha sonra göbek deliğinden verres iğnesi adı verilen uzun bir iğne ile karın boşluğu içine girilir ve karbondioksit gazı verilir. Burada amaç gaz ile karın boşluğunu şişirerek barsakları itmek ve işlem için uygun bir oda yaratmaktır. Yaklaşık 3.5-4 litre gaz bu amaç için yeterli olur. Daha sonra göbek deliğinin içine ya da hemen altına 1 santimetre uzunluğunda bir kesi açılır. Bu kesiden trokar adı verilen 10 mm genişliğinde bir boru karın boşluğuna yerleştirilir. Bu borunun içinden de ışıklı bir teleskop yerleştirilir. Direk olarak gözle bakılabileceği gibi günümüzde teleskopun arkasına bir kamera yerleştirerek monitörden de gözlem yapılabilir. Teleskop yerleştirildikten sonra gözlem yapılır. (Gözlem esnasında rahat çalışabilmek maksadı ile daha önceden vajinal yoldan rahim içerisine bir manüpülatör yerleştirilir. Bu manipülatör ile bir asistan uterusu çeşitli yönlerde oynatabilir. Ayrıca yine bu cihaz ile rahim içerisine sıvı verilerek tüplerin açık olup olmadığı anlaşılabilir.) İlk gözlemden sonra kasık bölgesinde her iki yanda 5 milimetrelik iki kesi daha yapılır ve buralardan da trokarlar (bir çeşit özel boru) yerleştirilir. Bu trokarlardan da özel aletler yerleştirilerek ameliyatlar gerçekleştirilir.
Operasyon sona erdiğinde tüm aletler çıkartılır. Kanama olup olmadığı kontrol edilir. Batın içerisindeki gaz mümkün olduğunca boşaltılır. Daha sonra yapılan kesiler onarılır. Bu kesilere ya hiç dikiş atılmadan özel flasterler ile yapıştırılır ya da dışarıdan görünmeyen estetik dikiş yapılır. Hasta yapılan operasyonun durumuna göre bazen 6-8 saat bazen de 24 saat gözlem altında tutulduktan sonra taburcu edilir.
Kullanıldığı yerler
Laparoskopi ya da kısaca L/S klasik cerrahiye göre daha kısa hastanede kalış süresi, daha küçük kesiler ve çok daha kısa iyileşme dönemi nedeni ile avantajlıdır. Hemen hemen bütün cerrahi branşlarca kullanılan bu skopi teknikleri tanısal (diagnostik) ve tedavi edici (terapötik) olarak 2 türde yapılır. Tanısal amaçla yapılan laparoskopide adından da anlaşılabileceği gibi herhangi bir cerrahi müdahale yapılmaz sadece gözlem ile hastanın şikayetlerini yaratan nedenler araştırılır. Tanısal laparoskopinin jinekolojide en sık kullanıldığı alan infertilitedir.
İnfertilite: Açıklanamayan infertilite vakalarında tüplerin açık olup olmadığını, herhangi bir yapışıklık varlığını, overlerin durumunu değerlendirmek için L/S yapılır. İşlem esnasında vajinal yolla metilen mavisi adlı bir sıvı verilerek tüplerden geçip geçmediği, geçiş var ise bu geçişin sağlıklı olup olmadığı, yani kolay ya da zor geçişin varlığı değerlendirilir.
Kronik kasık ağrısı: Laparoskopinin tanısal amaçlı kullanım alanlarından bir diğeri de açıklanamayan kronik kasık ağrısı vakalarında bu durumun nedenlerini araştırmaktır. L/S sırasında herhangi bir patoloji saptandığında buna yönelik girişime geçilebilir.
Tüp Ligasyonu : Laparoskopinin girişimsel olarak ilk ve en sık kullanıldığı alan gebelikten korunmak maksadı ile tüplerin bağlanmasıdır. Açık cerrahiye göre çok avantajlıdır.
Over kistleri: Basit kitlerin pek çoğu laparoskopi ile çıkartılabilir. L/S esnasında over bırakılarak sadece kist de alınabilir:
Polikistik over: Hem polikistik overin saptanması hem de tedavisi amacı ile L/S yapılabilir. L/S esnasında polikistik over saptandığında over yüzeyi çok sayıda alandan delinerek yumurtlamanın kolaylaştırılması sağlanabilir (drilling)
Endometriozis: Laparoskopiden en fazla yarar gören hasta gruplarının başında endometriozis hastaları gelmektedir. L/S ile endometriozisin hem tanısı konur, hem şiddeti saptanır hem de endometriotik odaklar yakılarak tedavisi sağlanır. Ayrıca çukulata kistleri de bu işlem esnasında çıkartılır.
Yapışıklıklar: Önceden geçirilmiş operasyonlar ya da enfeksiyonlar bağlı olarak gelişen yapışıklıkların açılmasında L/S tercih edilebilir.
Dış gebelik: Komplike olsun ya da olmasın dış gebeliklerin cerrahi tedavisinde laparoskopi çok yararlı ve etkili bir yöntemdir.
Myomektomi: uygun vakalarda küçük subseröz myomlar L/S ile çıkartılabilir.
Histerektomi: L/S eşliğinde histerektomi (rahimin çıkartılması) operasyonu yapılabilir. Ancak bu ameliyat esnasında uterusu yerinde tutan bağlar kesilip uterus gevşetildikten sonra işleme vajinal yoldan devam edildiğinden laparoskopi asiste vajinal histerektomi adı verilmektedir (LAVH).
![]() |
| Laparoskopide kadın üreme organlarının normal görünümü |
Risk faktörleri
Laparoskopi hemen bütün hastalarda uygulanabilmesine rağmen bazı durumlarda uygulanması sakıncalı ya da güç olabilir. Bu durumlar arasında:
- İleri derecede şişmanlık
- Kalp hastalıkları
- Daha önceden geçirilmiş batın operasyonları
- Gebelik
- Batını dolduran büyük kitleler
sayılabilir. Özellikle önceden geçirilimiş büyük batın ameliyatlarını takiben yapışıklık görülme sıklığı yüksek olduğundan trokarlar yerleştirilirken barsakların zedelenme olasılığı artar. Bu nedenle bu tür hastalarda L/S esnasında çok dikkatli olmak gerekir.
Avantajları
Laparoskopi ile ilgili en sık sorulan sorulardan birisi kozmetik bir problem yaratıp yaratmayacağıdır. Tüm kesiler kolay gizlenebilecek bölgelerde olduğundan ve çok az iz bırakarak iyileşen küçük kesiler kullanıldığından L/S sonrası bikini giyilebilir. Bu belkide laparoskopinin en az önem arz eden avantajıdır. Diğer avantajları ise:
- Kaslarda kesi yapılmaz sadece delik açılır
- İşlem sonrası kesi yerine bağlı görülen ağrı en az seviyededir.
- Hastanede kapılan enfeksiyon riski çok düşüktür
- Operasyon sonrası gelişen komplikasyon riski en azdır
- Normal hayata dönüş çok çabuk olur
- Yara yeri fıtığı görülme riski çok azdır
- Fizyolojiyi ve anatomiyi bozmaz
- İşlem videoya kaydedilebildiğinden teşhiste güçlük olduğunda diğer cerrahlar ile konsülte etme şansı daha fazladır
- Bazı durumlarda açık cerrahiye göre daha kolay bir görüş alanı sağlar.
Komplikasyonları
Tırnak çekme gibi son derece basit cerrahi işlemler dahi bazı komplikasyonları beraberinde getirir. Laparoskopide de birtakım komplikasyonlar görülebilir.
- Genel anesteziye bağlı komplikasyonlar
- Barsak, mesan damar gibi yapılarda zedelenme
- Kan pıhtısı ya da karbondioksitin dolaşıma geçerek emboliye neden olması (tıkanıklık)
- Enfeksiyon
- Kanama
- Ağrı
- Verilen gazın batın boşluğuna değil de cilt altına verilmesi sonucu gelişen amfizem
Bunların dışında verilen karbondioksit tamamen boşaltılamadığı için, gaz diyaframı yukarıya doğru itebilir ve ameliyat sonrası bir süre özellikle sağ tarafta omuz ağrısı görülebilir. İşlem sırasında her an için açık cerrahiye geçme olasılığı mevcuttur. Bu gelişen bir komplikasyon ya da işlemin L/S ile yapılamayacak durumda olması nedeni ile olabilir.
Mini Laparoskopi (Mikrolaparoskopi)
Teknolojideki baş döndürücü gelişmeler laparoskopi tekniklerinin ve cihazlarının da gelişmesine olanak tanımıştır. lasik laparoskopi 10 ve 5 milimetrelik trokar ve aletlerle yapılırken son birkaç yıl içinde daha ince ve küçük aletler ve teleskoplar üretilmiştir. Bu araştırmalardaki asıl amaç maliyetleri düşürmek olmasına karşın ofis laparoskopisi gibi bir gelişmeye de yol açmıştır. Mikro laparoskopide kullanılan trokar ve aletler 2-4 milimetre çapındadır. İşlem muayenehane şartlarında ve lokal anestezi ile de yapılmabilmektedir. Mikro laparoskopi temel olarak tanısal amaçlarla yapılmakta, işlem esnasında bir patoloji saptanırsa geleneksel laparoskopiye geçilmektedir. Neredeyse bir iğne deliği kadar olan kesiler ile yapılan bu girişimlerden birkaç saat sonra hasta normal yaşantısına dönebilmektedir.
Mikrolaparoskopinin en önemli avantajlarından birisi, daha önceden majör cerrahi operasyon geçirmiş, ve yapışıklık olma olasılığı yüksek vakalarda klasik laparoskopiye göre çok daha güvenli olmasıdır.Yine yapılan bir cerrahi girişimden 2-4 hafta sonra mikrolaparoskopi yapılrak yeni gelişmekte olan yapışıklıklar engellenebilir. Bir başka kullanım amacı ise ağrı lokalizasyonudur. Genel anestezi vermeden, hafif sedatizasyon ile laparoskopi yapılırken belirli alanlara dokunularak kasık ağrısının artıp artmadığı araştırılır ve tedavi için oldukça yararlı bilgiler elde edilebilir.
Henüz daha emekleme aşamasında olan mikrolaparoskopi alanındaki gelişmeler sayesinde belki de ileride pekçok hastalık ameliyata bile gerek kalmadan muayenehane şartlarında ve hastaneye yatmadan tedavi edilebilecektir.
Son yapılan araştırmalarda laparoskopinin gebelik esnasında dahi çok düşük komplikasyon oranları ile yapılabileceği ileri sürülmektedir. Laparoskopi 21. yüzyılın cerrahi yönteminin en güçlü adayıdır.
Kriyoterapi (yara dondurma)
Kriyoterapi ya da halk arasında bilinen adı ile dondurma tedavisi anormal dokuları dondurarak tahrip etmek esasına dayana bir tedavi şeklidir. Prob adı verilen bir enstrüman dondurulacak dokuya (rahim ağzı gibi) temas ettirildikten sonra dondurma işleminde kullanılacak olan gaz prob içinden geçirilir ve probun ucunun aşırı derecede soğumasına (yaklaşık -90 derece) neden olur. Burada yatan mantık şudur: Soğutmada kullanılan gaz basınç ile probun ucuna itildiğinde gaz aniden hacim olarak genişler ve etraftan ısı çekerken probun ucu soğur. Doku prob ile temas halinde olduğu için donar. Bu amaçla sıvı nitrojen ya da karbon dioksit kullanılabilir. Dondurma genelde 3-4 dakika kadar sürer. Ancak işlem 1-2 sefer tekrarlanacağı için yaklaşık 15 dakika kadar alır.
Kriyoterapi genellikle rahim ağzındaki hücresel değişikliklerin ve halk arasında yara adı verilen erozyonların tedavisinde kullanılır. Kriyoterapi öncesi PAP smear yapılmış olması gereklidir.
Donan alanın derinliği genelde probun etrafından taşan alan ile eşittir. Halka şeklindeki alanın kenarlarında sıcaklık yaklaşık -20 dreceye düşer ancak bu hücre ölümü için yeterli değildir. Bu nedenle lezyonun kenarlarının iyi gözlenmesi ve büyüklüğüne göre prob seçilmesi önemlidir. Yapılan çalışmalar CIN I adı verilen çok erken dönem lezyonlarda etkilenmiş alanın derinliğinin yaklaşık 3.8 milimetre olduğunu göstermektedir. Eetkili bir şekilde yapılan kriyoterapi lezyonları %99.7 oranında tedavi edecektir. Bu nednele dondurma işlemi yapılırken donan alanın probun alanından yaklaşık 5 milimetre daha geniş olmasına dikkat edilmelidir. Benzer şekilde dondurma işleminden sonra probun dokudan ayrılmasını beklemek ve daha sonra ikinci kere dondurma işlemi yapmak işlemin etkinliğini arttırmaktadır. Benzer şekilde hızlı dondurma ve yavaş çözülme de daha fazla sayıda hücrenin tahrip edilmesine neden olacağından önemli bir ayrıntıdır.
Kontraendikasyonlar (kriyoterapi yapılmaması gereken durumlar)
- Servikal kanala doğru birkaç milimetreden daha derin olan lezyonlar.
- Küretajda patoloji saptanması
- Hamilelik
- Probun alanından çok daha büyük lezyonlar
- Aktif servikal enfeksiyon
- Tekrarlayan lezyonlar (LEEP yapılmalıdır)
- CIN 3 ya da kanser varlığı
Avantajları
- Ciddi yaralanma ya da komplikasyon riski son derece düşüktür
- Hızlı ve uygulanması kolaydır
- Ucuzdur
- Poliklinik şartlarında yapılabilir
- Anestezi gerektirmez
- İşlem sonrası normal yaşantıda değişiklik gerekmez.
- İşlem sonrası kanama riski son derece azdır
- Üreme potansiyeliüzerinde bir etkisi yoktur
Dezavantajları
- Kriyoterapi sonrası 1-2 hafta süreyle şiddetlibir akıntı olabilir.
- İşlem sırasında adet sancısına benzer kramplar olabilir.
- İşlem sonrası rahim ağzı kapanabilir.
- Lezyonun histolojik incelemesi yapılamaz.
- Daha sonraki ilk birkaç ayda smear yapmak zorlaşabilir. (Smear alınması gereken alan serviks içine doğru kaydığı için. Burada smear alma işleminde bir zorluk ya da farklılık yoktur ancak doğru alandan örnek almakzorlaşmaktadır)
- Tedavi başarısız olabilir.
İşlem sırasında neler hissedilir ?
Rahim ağzında ağrı sinirleri bulunmaz ve bu bölge ağrıya duyarsızdır.Bu nedenle acı olmaz ancak rahimde adet sancısını andıran kramp tarzında kasılmalar olabilir. Bu his 1-2 dakika gibiçok kısa bir sürede kaybolur. İşlem öncesinde ya da hemen sonrasında basit ağrı kesicilerin kullanılması yararlı olabilir.Çok nadiren de vajina içinde garip bir his yaşanabilir. Soğukluk olarak tanımlanabilecek olan bu etki önemsizdir ve hemen kaybolur.
İşlem hasta muayene pozisyonunda jinekolojik muayene masasına yatar haldeyken yapılır. Normal muayenede olduğu gibi vajinaya spekulum yerleştirilerek serviks görünür hale getirildikten sonra işlem yapılır.
İşlem sırasında karşılaşılabilecek sorunlar
- En sık karşılaşılan sorun probun kayarak vajina duvarına değmesidir. Bu durumda ağrı hissedilir.
- Dondurul analanın asimetrik olması. Bu durum uygun prob seçimyle giderilebilir.
- Çok nadiren hastada vagal refleks adı verilen bir durum nedeniyle tansiyon düşüklüğü ve bayılma olabilir.
İşlem sonrası takip
Kriyoterapi sonrası 3-4 hafta süreyle sulu bir akıntı olabilir. Akıntının nedeni ölü hücrelerin atılmasıdır. Akıntı genelde kokuludur. İşlemi takip eden 3-4 hafta boyunca rahim ağzı travma ve enfeksiyona açık olduğundan cinsel ilişkide bulunulmaması, tampon kullanılmaması, havuza ve jakuziye girilmemesi, vajinal duş yapılmaması gerekir.
İşlemden 3 ay sonra PAP smear tekrarı gereklidir. İlk 3 ay boyunca hücresel yenilenme süreci devam ettiğinden smear almanın bir yararı yoktur. Eğer bu smear incelemesi normal ise takip eden 2 yıl boyunca her 6 ayda bir smear tekrarı yapılmalıdır. Tekrarlayan lezyonların büyük bir kısmı ilk 2 yıl içinde ortaya çıkar bu nedenle rutin takipler son derece önemlidir ve ihmal edilmemelidir (Smear tarihinizi e-posta ile hatırlatmamı isterseniz burayı tıklayın).
Eğer 3 ay sonraki smear incelemesinde lezyon saptanırsa bu kez biopsi ya da LEEP yapılmalıdır.
LEEP iÅŸlemi- Elektrokonizasyon
Yakın bir geçmişe kadar PAP smear testi sonucu rahim ağzında intraepitheliyal lezyon saptanan hastalarda yakma ya dondurma işlemi uygulanırken günümüzde elektrocerrahi teknikler kullanılmaktadır. Smaer sonucu CIN saptanan hastalar ağrısız ve güvenli bir şekilde tedavi edilebilmektedirler.
LEEP iÅŸlemi nedir?
Belki de hayatınızda daha önce hiç duymadığınız LEEP sözcüğü rahim aÄŸzının kötü huylu hastalıklara dönüşebilen öncül lezyonlarının tedavisinde kullanılan bir tekniÄŸi anlatır. Lazerden daha yeni bir teknoloji olan LEEP Loop Electrosurgical Excision Procedure cümlesinin kısaltılmış halidir. Bu cümleyi Türkçeye Elektrocerrahi olarak halka ÅŸeklinde çıkartma iÅŸlemi olarak çevirebiliriz. LEEP PAP smear sonucunda anormallik saptanan kadınların rahim aÄŸzındaki deÄŸiÅŸimin kesin tanısını koymak ve tedavi etmek amacıyla yapılır. İşlemi alatmak için baÅŸka kısaltmalar da kullanılmaktadır. ÖrneÄŸin iÅŸleme Britanya’da LLETZ (Large Loop Excision of the Transformation Zone) adı verilir. Ayrıca LLEC (Large Loop Excision of the Cervix), Loop Cone Biopsy ÅŸeklinde de ifade edilmektedir. Tüm tanımlamalar elektrik enerjisi ile çalışan ve halka ÅŸeklinde bir telden oluÅŸan oldukça basit bir cerrahi alet ile gerçekleÅŸtirilen bir operasyonu anlatmaktadır. Bu alet yardımıyla rahim aÄŸzındaki deÄŸiÅŸim gösteren alan hızlı, etkili ve aÄŸrısız bir ÅŸekilde çıkartılmaktadır.
LEEP kimler için uygun bir işlemdir?
PAP smear sonucunda CIN ya da SIL saptanan kadınlar LEEP için uygun adaylardır. Günümüzde LEEP bazı hastalıklarda kullanılan rahim ağzını yakma, dondurma ya da laser ile tahrip etme gibi pekçok geleneksel tedavinin yerini almıştır. Diğer işlemlerin aksine LEEP ile doku tahrip edilmeden çıkartılır ve bu sayede tedavi sağlanırken tanıyı patolojik olarak konfirme etme olanağı da doğar. Özellikle rahim ağzı kanserinin başlangıç yeri olan servikal kanalı başladığı bölgenin de LEEP ile çıkartılması bir diğer üstünlüğüdür.Tam ve yeterli bir tanı için bu alanın incelenmesi elzemdir.
LEEP nasıl yapılır?
LEEP cerrahi bir işlem olmakla birlikte ayaktan cerrahi işelmeler sınıfına dahil edilir. Muayenehane şartlarında lokal anestezi ile yapılabileceği gibi genel anzestezi ile de yapılabilir. Rahim ağzında ağrı hissini taşıyan sinirler olmadığı için hasta işlem sırasında acı duymaz. İşlem sonrası hastanede yatış gerekmez ve hasta hemen normal hayatına dönebilir. İşlem yaklaşık 3-4 dakika sürer. Hasta jinekolojik pozisyonda yatar iken vajinaya spekulum adı verilen muayene aleti yerleştirilir ve rahim ağzı görülür. Elektirk akımının güvenli akışını sağlamak için hastanın bacağına bir topraklama pedi yapıştırılır. Daha sonra ucunda elektrik akımını ileten yarım halka şeklinde bir tel bulunan kaleme benzeyen elektrokoter yardımı ile rahim ağzından bir parça çıkartılır. Bu elektrik akımı hem dokuyu kesmeye hem de geride kalan dokuyu yakarak kanamayı durdurmaya yarar.Çıkartılan materyal patolojik incelemeye gönderilir.Kanamanın devam etmesi durumunda kalemin ucundaki tel çıkartılarak ucu topa benzer bir aparat takılarak kanayan yerler yakılır. Kanamayı durdurmak amacıyla bazı solusyonlar da kullanılabilir. İşlem lokal anestezi ile yapıldıysa hasta hemen kalkarak normal yaşantısına dönebilir. Genel anestezi ile yapılan işlemlerden sonra ise anestezinin etkisi geçene kadar 30-60 dakika ayılma odasında bekler.
LEEP olacak hastaların işelm öncesi özel bir hazırlık yapmaları gerekmez.
![]() LEEP işleminde kullanılan kalem ve ucunda halka şeklinde tel |
İşlem sonrası görülebilecek yakınmalar nelerdir?
Her cerrahi müdahalede olduğu gibi LEEP sonrası da bazı komplikasyonlar görülebilir. Yakınmalar genelde oldukça az ve hafiftir.
İşlemden 2-4 hafta sonra doktorunuz sizi kontrole çağırabilir. Bu kontrolde amaç rahim ağzının iyileşmesinin değerlendirilmesidir. Daha sonra ise LEEP yapılmasına neden olan durumun tekrarlayıp tekrarlamadığını değerlendirmek için 2 yıl süreyle 3 ayda bir smear yapılması gereklidir.
LEEP’in uzun dönem etkileri
İşelmin uzun dönemdeki etkilerini araştıran çok fazla çalışma yoktur. Bununla birlikte rahim ağzında ortaya çıkan hasar yakma ve dondurma işlemlerinde ortaya çıkan hasardan farklı değildir. Bu işlemlerin hiç birisi kısırlık, düşük ve erken doğuma neden olmaz.
Kolposkopi
Serviks yani rahim ağzı kanseri kadın üreme sistemi kanserleri arasında sık görülen ancak önlenebilir kanserlerden birisidir. Önlenebilir olmasının temel nedeni düzenli yapılan PAP smear incelemeleri ile hastalığın çok erken dönemlerde fark edilebilmesidir. Buna karşılık PAP smear temelde tanı koyduran bir test değildir. Şüpheli durumların fark edilerek kesin tanı koyduran testlerin yapılaması gerektiğini işaret eden bir tarama testidir.
PAP smear sonucu anormal çıkan kadınlarda rahim ağzının değerlendirilmesi ve gerekli görülen alanlardan biopsi alınarak kesin tanı konulması ise kolposkopi yardımı ile gerçekleştirilir.
Kolposkopi nedir?
Kolposkopi rahim ağzının mikroskop ya da dürbüne benzeyen özel bir büyüteç yardımı ile gözlenmesi ve incelenmesidir.
Kolposkop adı verilen bu alet, normal jinekolojik muayene sırasında çıplak gözle izlenen serviskin daha büyük, net ve detaylı şekilde gözlenmesine olanak tanır. İşlem esnasında rahim ağzına bazı boya ve maddeler uygulanarak şüpheli alanların daha belirgin hale gelmesi ve biopsi alınması gereken bu alanların saptanması sağlanır.
Kimlerde kolposkopi gerekir?
Kolposkopi ve biopsi yapılmasını gerektiren durumlar şunlardır:
- PAP smear sonucu rahim ağzını oluşturan hücrelerde şiddetli ya da orta şiddette kansere dönüşme potansiyeli taşıyan değişim (displazi) saptanan kadınlar. (Smear sonucu CIN II-III ya da HSIL saptananlar)
- Tekrarlayan PAP smear incelemelerinde kaybolmayan HPV, ASCUS ya da hafif şiddette displazi saptana kadınlar (Smear sonucu CIN I y ada LSIL saptananlar)
- Tekrarlayan smearlarda sürekli nedeni açıklanamayan iltihap saptanan kadınlar
- Muayenede serviskin anormal görünüşlü olması
Kolposkopi ve biopsi nasıl yapılır?
Öncelikle belirtilmesi gereken nokta kolposkopinin ağrılı bir işlem olmadığıdır. İşlem esnasında kolposkop vajina içine girmez. Tıpkı rutin jinekolojik muayenede olduğu gibi kişi muayene masasına yattıktan sonra vajina ve serviski gözlemeye yarayan spekulum vajinaya takılır. Daha sonra kolposkop yaklaştırılarak vizöründen serviks ve vajina incelenir.
Bu incelemede temel olarak değerlendirilen alan, serviksin dış kısmını oluşturan hücre tabakası ile rahimin içine doğru uzanan kanalı oluşturan hücre tabakasının birleştiği bölgedir. Bu alana skuamo-kolumnar bileşke ya da transformasyon alanı adı verilir. Serviks kanserleri bu bölgeden başlar. Transformasyon alanın tam anlamıyla değerlendirilememesi durumunda kolposkopi başarısız olarak kabul edilir.
Kolposkopik inceleme sırasında gözlenen önemli noktalardan birisi de servikin yüzeyindeki damarlanmalardır. Bu damarların yapısı ve dağılımı kanser varlığı konusunda ipuçları verebilir.
Daha sonra serviskse pamuklu bir çubukla %5′lik asetik asit sürülür. Bu iÅŸlem bazı hastalarda hafif bir yanmaya neden olabilse de aÄŸrılı bir iÅŸlem deÄŸildir. Anormal hücre barındıran kısımlar asetik asit uygulamasından sonra beyaz renk alırlar. Bu alanlara acetowhite alanlar adı verilir. Sınırları belirgin ve keskin olan, daha beyaz olan ve daha kalın göürlen alanlarda hastalık daha ÅŸiddetlidir.
Kolposkopinin amacı biopsi alınacak alanları belirlemek olduğundan asetik asit ile beyaza boyanan alanlardan biopsi alınması gerekir.
Asetik asidin etkisi çok kısa sürelidir. Bu nedenle kolposkopinin uzun sürmesi durumunda her 5 dakikada bir asetik asit uygulanması gerekli olabilir.
Asetik asit uygulaması ile beyaza boyanan süpheli alan saptanamayan durumlarda ya da doktorun gerekli gördüğü şartlarda Lugol solüsyonu adı verilen bir iyot solüsyonu ile de inceleme yapılabilir. Buna Schiller testi adı verilir. Bu kez Lugol solüsyonu ile boyanmayan alanlar anormal olan ve biopsi alınması gereken alanları belirler.
Asetik asit ve Lugol solüsyonu ile anormal alan saptanmaması durumunda ise doktorunuz tedbir olarak yine de biopsi alabilir. Böyle bir durumda serviskte saat 12, 3, 6 ve 9 hizalarından 4 adet biopsi alınarak işlem tamamlanır.
Biopsi alınması?
Biposi herhangi bir dokudan incelenmek için küçük bir parça alınması demektir. Biopsi alınması herkeste hem psikolojik bir stres oluşturur hem de işlem sırasında acı duyulacağı endişesi ile korku yaratır. Ancak serviks biopsisi ağrılı bir işlem değildir. Serviks sinir lifleri açısından oldukça fakir olduğu için ağrı oluşumu söz konusu değildir.
Serviks biopsisi alınırken özel bir alet yardımı ile toplu iğne başı kadar küçük bir doku örneği alınır. Alınacak biopsinin sayısı kolposkopik bulgulara bağlıdır.
Biopsi alınması sırasında rahim kasılması olabileceğinden adet sancısına benzer hafif bir kramp olabilir.
Biopsi sonrası parça alınan alanlardan kanama olması normaldir. Bu kanama genelde bir süre bastırılarak durdurulabilir. Bu işlem sırasında kasıklarınızda çok rahatsız etmeyen bir basınç duyabilirsiniz. Kanamayı kesmek amacıyla biopsi alanlarına bazı solüsyonlar uygulanabilir. Bu solüsyonlar da ağrıya neden olmazlar ancak birkaç gün süreyle çamaşırınızda ya da pedinizde lekelenme görebilirsiniz.
Bazı durumlarda dokorunuz serviksten rahim içine doğru uzanan kanal içinden de (endoservikal kanal) biopsi alma gereği duyabilir. Bu işlem servikal biopsiye göre biraz daha ağrılı bir işlem olmakla birlikte lokal ya da genel anestezi gerektirmez.
İşlemin riskleri var mıdır?
Kolposkopi ve biopsi temelde son derece basit ve güvenli bir işlemdir. Bununla birlikte biopsi sırasında hafif kramplar ve işlemi takiben birkaç gün süreyle hafif kanama olabilir. Çok nadiren kanama aşırı miktarlarda olabilir ve ikinci bir müdahale gerektirebilir. Yine çok nadir olarak işlem sonrası enfeksiyon gelişebilir.
İşlem sonrası
Patolojik incelemeye gönderilen biopisinin sonucu genelde 2-3 gün içinde bildirilir. Eğer herhangi bir anormallik saptanmamış ise düzenli PAP smear incelemeleri ile takipler yapılır. Anormallik varlığında ise bu değişimlerin şiddetine göre lezyonun yakılması, dondurulması, LEEP işlemi ya da serviksin koni şeklinde çıkarılması (konizasyon) işlemi yapılabilir.
Uyarılar
- Biopsi yapılan günde ya da takip eden birkaç gün süreyle lekelenme tarzında hafif kanamalar olabilir.
- Kanama sırasında vajinal tampon kullanılmaz, bunun yerine ped tercih edilmelidir.
- Kanama artarsa ya da kesilmez ise doktorunuza haber vermeniz gereklidir.
- Biopsiden 2-3 hafta sonra doktorunuz sizi kontrole çağıracaktır. bu kontrole kadar cinsel ilişkide bulunmayınız.
- Biopsi sonrası kanamayı durdurmak için bazı ilaçlar kullanılmış ise birkaç gün süreyle koyu renkli bir akıntınız olabilir.
Kürtaj
Kadın olsun, erkek olsun kürtaj kelimesini duymayan yok gibidir. Buna karşın yine pekçok kişi kürtajın sadece bebek aldırmak olduğunu düşünür. Oysa kürtaj en çok istenmeyen ya da zorunluluk durumunda gebeliğin sonlandırılması için uygulalan bir işlem olmasına karşın kelime olarak sadece bu işlem için kullanılan bir terim değildir.
Kürtaj kelime anlamı ile kazımak anlamına gelir. ÖrneÄŸin diÅŸ hekimleri de diÅŸ etlerindeki lezyonarı temizlemek için kürtaj yaparlar. Sozcüğün doÄŸru ÅŸekli kürtaj deÄŸil küretajdir. Ancak dilimize kürtaj olarak yerleÅŸmiÅŸtir. Kadın Hastalıkları ve DoÄŸum branşında kürtaj terimi rahim içerisinden herhangi bir dokuyu birtakım aletler ile kazıyarak alma iÅŸlemi için kullanılır. Bu dokular gebelik ürünü olabileceÄŸi gibi biopsi ya da tedavi amaçlı alınan dokular da olabilir.Kadın hastalıkları ve doÄŸum bölümünce yapılan küretajlar iki aÅŸamalıdır. Birinci aÅŸama rahim aÄŸzının geniÅŸletilmesi (dilatasyon), ikinci aÅŸama ise küretajdır (curettage). Bu nedenle iÅŸlem için kullanılması gereken en doÄŸru terim ingilizce Dilatation and Curettage kelimelerinin baÅŸharflerinden oluÅŸan D&C’dir.Tüm dünyada olduÄŸu gibi ülkemizde de kürtaj kadın doÄŸum hekimlerinin en çok uyguladığı cerrahi iÅŸlemlerin başında gelmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki kürtaj bir doÄŸum kontrol yöntemi deÄŸildir.
Türleri
Kürtaj (kadın hastalıkları ve doÄŸum’da kullanıldığı ÅŸekliyle) rahim içinden doku almak anlamına geldiÄŸine göre sadece gebelik sonlandırmak için yapılmaz.
Özellikle kanama bozukluklarında ve monopoz sonrası kanamalarda teşhis amaçlı küretaj yapılabilir. Yine infertilite (kısırlık) araştırmalarında yumurtlama olup olmadığını anlamak vb. amaçlı kürtaj uygulanabilir.
Gebelik Boşaltımı
Üreme çağındaki kadınlarda en sık uygulanan kürtaj şeklidir. İstenmeyen gebeliklerin sonlandırılması amacı ile yapılır.
Probe Küretaj
Kanama bozukluklarında ve özellikle menopoz sonrası kanamalarda teşhis amaçlı yapılan işlemdir. Özel aletler (küret) ile rahim içi, bazal tabakaya kadar kürete edilir (kazınır). Şiddetli ve uzun süreli kanamalarda hem altta yatan sebebi tespit edebilmek, hem de kanamayı durdurmak için uygulanır. Bu açıdan bakıldığında aynı zamanda bir tedavi şeklidir. Bu işlem sayesinde endometrial hiperplazi, rahim kanseri, rahimde yaşa bağlı zayıflama (atrofi) teşhisi konabilir.
Fraksiyone küretaj
Uygulanış amacı probe küretaj ile hemen hemen aynıdır. Ancak burada rahimin içini döşeyen endometrium tabakasından ve rahim ağzının içini döşeyen endoservikal kanaldan ayrı ayrı örnekler alınır ve pataolojik tahlile gönderilir. Özellikle rahim kanseri ve rahim ağzı kanserinin ayrımında önemli bir teşhis aracıdır.
Endometrial Dating
İnfertilite teÅŸhisinde yumurtlamanın olup olmadığını anlayabilmek için adet siklusunun 21. gününde endometriumdan örnek alınır. Yumurtlamadan sonra salgılanan progestron hormonunun etkisi ile endometrium sekresyon (salgılama) fazına girer. Endometrial dating’de amaç endometrium durumunun adet siklusu ile uyumlu olup olmadığı anlamaktır. Bu amaçla rahim içinden özel bir küret ile tek bir örnek alınır.
Revizyone küretaj
Kendiliğinden olan bir düşükten sonra içeride kalan parçaları temizlemek için yapılan küretaja verilen isimdir. Düşüğün tam olduğu yani içeride parça kalmadığı düşünülse bile revizyone küretaj yapılması prensiptir.
Ayrıca doğumdan sonra içeride plasenta parçaları kaldığından şüpheleniliyorsa, Boom küret adı verilen özel küretler ile kalan parçalar alınır. Bu işlemde revizyone küretaj olarak değerlendirilir.
Nasıl yapılır
Hayatında ilk defa kürtaj olacak kadınlar işlemin nasıl yapıldığını bilemedikleri için büyük korku yaşarlar. Bazı kadınlar daha önceden bu tür bir operasyon geçirmiş arkadaşlarından duydukları sayesinde konu hakkında bilgi sahibi olabilirler. Bu bölümde kürtaj işleminin nasıl yapıldığı ayrıntıları ile anlatılmaktadır.
Kürtaj genel anestezi ya da lokal anestezi ile yapılabilir. Lokal anestezi uygulandığında rahim ağzının her iki yanına ilaç enjekte edilir. Bu anestezi sadece rahim ağzı özel bujiler ile dilate edilirken duyulan ağrıyı digerdiğinden, lokal anestezi ile yapılan işlemlerde acı duyulabilir.
Bizim tercihimiz kürtajın genel anestezi ile yapılması yönündedir. Bu sayede hem hasta ağrı ve acı duymaz, hem de işlemden kaynaklanan komplikasyon riski en aza indirilmiş olur.
Kürtaja karar vermeden önce sadece pozitif olan gebelik testine itbar edilmemeli, mutlaka ultrason ile gebeliğin varlığı ve rahim içinde yerleştiği teyid edilmelidir.
Kürtaj ilk olarak muayene ile başlar. Bu aşamada kişi idrarını yaparak mesanesini boşalttıktan sonra iç çamaşırını çıkartıp muayene masasına geçer. İdeal olan kişinin bu aşamadan önce özel önlükler giymesi ve kendi kıyafetleri ile işlem odasına girmemesidir. Jinekolojik muayene masası özel bir masadır ve kişinin işlem için en uygun pozisyon olan lithotomi pozisyonunda, yani bacaklarını özel bölümlere yerleştirerek yatmasına olanak verir. Eğer genel anestezi uygulanacak ise hastaya bu aşamada ince bir katater yardımı ile damar yolu açılır ve anestezi uzmanı bir hekim tarafından ilaç verilir. Hasta birkaç saniye içinde uyur. Önemli olan anestezinin kadın doğum hekimi ya da bir başkası tarafından değil bu konuda tecrübeli bir anestezi uzmanı tarafından verilmesidir.
Hasta uyuduktan sonra pozisyon verilir ve ilk önce rahimin durumunu ve büyüklüğünü değerlendirmek için jinekolojik muayene yapılır. Rahimin özellikleri anlaşıldıktan sonra vajinal spekulum yerleştirilir. Spekulum ile rahim ağzı görünür hale gelir. Vajina ve serviks antiseptik solüsyonlar ile yıkanarak olası bir enfeksiyona karşı önlem alınır. Lokal anestezi uygulanacak ise bu aşamada yapılır ve serviksin her iki yanına ilaç enjekte edilir. Daha sonra serviks yani rahim ağzı tenekulum ya da tekdişilli adı verilen bir alet ile tutulur. Bu işlem ağrı verebilir. Tenekulum çekilerek rahimin düz bir hale gelmesi sağlanır.
Buji adı verilen aletler yardımı ile rahim ağzı genişletilmeye başlanır (dilatasyon). Bunun için mümkün olan en ince buji kullanılır. Bujiler çaplarının milimetre cinsinden büyüklüğüne göre numaralandırılır. Genelde 6 ya da 7 numara bujiye kadar dilate edilir. İşlem daha önce doğum yapmış olanlarda kolay olmakla birlikte, şahsi tecrübelerimize göre gebe kadınlarda rahim ağzı zaten 6-7 milimetre dilate olmuş olduğundan çoğu kadında dilatasyona gerek kalmaz.
Dilatasyon işlemi tamamlandıktan sonra plastik kanüller rahim ağzından geçirilerek, rahim boşluğuna ulaşılır. Bu kanüller meşrubat içmek için kullanılan pipetlere benzerler. Kanül yerleştirildikten sonra, ucu bu amaç için üretilmiş 60 santilitrelik, vakum yaratan özel enjektöre bağlanır. Enjektörün düğmesi açılarak negatif basınç oluşması sağlanır ve enjektör ileri geri hareket ettirilerek rahim içi temizlenir. Bu işlem lokal anestezi altında hastaya oldukça rahatsızlık ve acı vermektedir. Rahim içi tamamen temizlenene kadar işleme devam edilir. Eğer içeride parça kalmasından şüphe edilir ise kesin küretler ile kavite iyice temizlenir. Eskiden kullanılan bu küretler günümüzde artık pek tercih edilmemektedir. Hem rahim delinmesi hem de işlem sonrasında rahim iç zarlarının yapışmasına bağlı ileride gelişebilecek kısırlık ihtimali keskin küretler ile çok artmaktadır. 10 haftalıktan küçük gebeliklerin sonlandırılmasında keskin küretlere gerek yoktur. Eğer tıbbi bir neden ile ve hekimler kurulu kararı ile 10 haftadan büyük bir gebeliğin sonlandırılmasına karar verilmiş ise bu işlem daha büyük kanülleri vakum cihazlarına bağlayarak yapılır ve ardından keskin küretler ile parça kalıp kalmadığı kontrol edilir.
Biopsi amaçlı yapılan kürtajlarda da en ince kanüller kullanılabilir. Ancak burada ince kesin küretlerin tercih edilmesi patolojik tanı açısından daha yararlı olabilir.
Kavitede parça kalmadığından emin olunduktan sonra kanüller ya da küretler çıkartılır. Tenekulum yerinden alınır ve eğer çıktığı yerde kanama varsa baskı uygulanarak durdurulur. Vajina tekrar antiseptik solüsyonlar ile yıkanır. Ardından spekulum çıkartılır.
İşlem lokal anestezi ile yapılmış ise hasta 5-10 dakika dinlendikten sonra kalkabilir ve gidebilir. Genel anestezi uygulanmış ise hasta uyandırılır. Uyanma süresi genelde kullanılan ilaca bağlı olarak 5-10 dakika kadar sürer. Hasta 60-120 dakika kadar dinlendikten sonra evine gidebilir.
Eve giderken hiçbir kimse kişinin kürtaj olduğunu anlayamaz. Dışarıdan fark edilebilecek herhangi bir belirti yoktur. Evine gönderilen hastaya antibiyotik, ağrı kesici ve kanama azaltıcı ilaçlar verilebilir. Hasta genelde 1 hafta sonra ultrason kontrolüne çağırılır.
Kürtaj sonrası 2-3 gün kadar kanama olabilir. Ancak hiç kanama olmaması da anormal bir durum değildir ve inceleme gerekmez. Kanama olmamasına rağmen şiddetli ağrılar var ise inceleme gerekir.
Kürtaj basit bir işlem olmakla birlikte, bana göre muayenehane ya da poliklinik şartlarında değil hastane şartlarında yapılmalıdır.
Riskleri
Tüm cerrahi işlemlerde olduğu gibi ister genel anestezi ile ister lokal anestezi ile yapılsın küretajın da birtakım riskleri vardır. Bunlar anesteziye bağlı riskler ve işleme bağlı riskler olarak 2 ye ayrılır.
Anesteziye Bağlı Riskler
Lokal anestezi ile yapılan işlemlerde en önemli risk işleme başlarken rahim ağzı özel bir alet yardımı ile tutulduğunda duyulan ağrı nedeni ile ani tansiyon düşmesi ve bayılmadır. Vazovagal senkop adı verilen bu durum oldukça sık görülür. Yine duyulan çekilme hissi nedeni ile bulantı ve kusma görülebilir.
Genel anestezinin riskleri ise hastanın yaşı, genel sağlık durumu, var olan sistemik hastalıkları, allerjik öyküsü gibi faktörlere bağlıdır. Bu faktörlerden doğan riskleri en aza indirmek için genel anestezi mutlaka ve mutlaka bir Anesteziyoloji ve Reanimasyon uzmanı tarafından verilmelidir. Bu uzman hastanın durumuna göre en uygun ilaç ya da ilaçları seçecek bilgi ve tecrübeye sahiptir. Genel anestezi ile yapılacak olan işlemlerin muayenehane ya da poliklinik değil hastane şartlarında yapılması daha uygun olur.
İşleme bağlı riskler
Rahimin delinmesi (Rüptür)
Gebe bir rahim, gebe olmayan bir rahim’e göre çok daha yumuÅŸakdır. Bu nedenle iÅŸlem esnasında yapılan dikkatsiz ve sert bir hareket rahimin delinmesine neden olabilir. Rahim delindiÄŸi fark edildiÄŸinde hemen iÅŸleme son verilir ve hasta müşahade altına alınır. EÄŸer delinen bölgeden karın boÅŸluÄŸu içine kanama oluyor ise hastada spesifik belirtiler ortaya çıkar. Bu durumda acilbir ameliyat gereklidir. Hastanın karın boÅŸluÄŸu açılarak delinen yer onarılır. ÇoÄŸu rüptür vakasında delinme uterusun fundus bölgesinden olduÄŸu için kanama olmaz ve delinen bölge bir süre sonra kendiliÄŸinden kapanır. EÄŸer iÅŸlem esnasında rüptür olduÄŸu fark edilmez ise barsaklar, mesane, rektum gibi organlar hasar görebilir ve bu durumda hastada hayati tehlike yaratacak boyutlara varabilecek riskler doÄŸar. Bu durumda acil bir ameliyat ile zedelenen dokuların onarılması hayat kurtarıcıdır.
Rahim delinmesi işlem dikkatli yapıldığı taktirde son derece nadir görülen bir komplikasyondur. Risk gebelik yaşı büyüdükçe artar.
Rest plasenta
Küretajın en sık görülen komplikasyonu halk arasında parça kalması olarak anılan “rest” durumudur. Belirli bir sure sonra ortaya çıkan fazla miktarda olan ve kesilmeyen kanama ile kendini belli eder. Tedavide yeniden küretaj gerekir. Ciddi bir tehlike yaratmaz. 5 haftadan küçük ve 10 haftadan büyük gebeliklerde daha fazla görülür.
Enfeksiyon
Diğer bir komplikasyon ise enfeksiyondur. Genelde işlemden 5-6 gün sonra ortaya çıkar. Gelişen enfeksyon tüplere kadar yayılırsa tüplerde yapışıklık ve tıkanıklığa sonuçta da kısırlığa neden olabilir. İşlem esnasında hijyen ve sterilite kurallarına uyulursa risk azalır. Bazen kişinin kendisinden kaynaklanan faktörler neticesinde enfeksiyon ortaya çıkabilir. İdeal olan her kürtaj işleminden sonra koruyucu amaçlı antibiyotik tedavisi uygulamaktır.
Gebeliğin devamı
Çok küçük gebeliklerde bazen gebelik ürünü boşaltılamayabilir ve olay devam edebilir. 5 haftalıktan küçük gebeliklerde daha sık görülür.Fark edildiğinde 1 hafta sonra işlemin tekrarı gerekebilir. Bu nedenle kürtajın en erken 5-6. haftalarda yapılması uygun olur.
Rahim içinde kan birikmesi (Hematometra)
Son derece nadir görülen bir durumdur. İşlem sonrası rahim ağzı sımsıkı kapanır ve kan rahim içinde birikir. Oldukça ağrılı bir durumdur. Rahim ağzının ince bir buji ile açılması sorunu çözer.
İşlemin yapılamaması
Bazen daha önceden geçirilmiş operasyonlar ya da rahimdeki şekil bozukluklarına bağlı olarak rahim içerisine katater sokulmaz ve kürtaj yapılamaz. Böyle bir durumda hasta anesteziden uyandırılır, ağzıdan ve vajinalyoldan uygulanan bazı ilaçlar ile rahim ağzının açılması sağlanır ve daha sonra kürtaj gerçekleştirilir.
Yapışıklık
Bir başka risk ise küretaja bağlı gelişen ve Asherman sendromu adı verilen durumdur. Burada rahimin iç duvarlarında yapışıklıklar ve dolayısı ile adet kanamasında azalma ve hatta kısırlık görülebilir. Nedeni metal küretler ile rahimin gereğinden fazla kazınmasıdır. Tanısı rahim filmi çekilerek konur.Tedavisi cerrahidir.
Aşırı Kanama
Özellikle büyük gebeliklerde işlem esnasında aşırı miktarda kanama olabilir. Kanama durdurulamaz ise hasta şok tablosuna girebilir. Oldukça nadir görülen bir durumdur.
Adet gecikmesi
Kürtaj sonrasi ilk adet genelde 4 hafta sonra görülür. Kürtajın yapıldığı gün adet kanamasının ilk günü olarak kabul edilir ve normalde kaç günde bir adet görülüyor ise o kadar süre sonra ilk adetin olması beklenir. Nadiren bu süre 60 güne kadar uzayabilir. Eğer beklenen günde adet görülmez ise mutlaka jinekolojik değerlendirme gerekir. Eğer adet gecikmesine gebeliğin devamı, Asherman Sendromu gibi bir komplikasyon neden olmamış ise ya da gebelik devam etmiyor ise ilaçlar ile adet kanamasının olması sağlanır.
Kürtajın tüm riskleri gebelik haftası büyüdükçe artar. Bu nedenle kürtaja karar verildiğinde yasal sınır olan 10. haftanın geçirilmemesi gerekir. 10 haftadan büyük gebelikler illegal olduğu için genelde hastane şartlarında değil izbe muayenehanelerde uygulanmaktadır. Bu durumda zaten artmış olan risklerin daha da katlanmasına olanak sağlar. Medyada büyük gebelik sonlandırılırken hayatını kaybeden pekçok genç kadının haberleri maalesef sıkça yer almaktadır. Adet gecikmeniz olmasa bile gebelik şüpheniz varsa mutlaka bir jinekoloğa müracaat ediniz.
İşlemden önce:
- İşlemin yapılacağı merkeze mümkünse yanınızda işlemden sonra size eşlik edebilecek bir arkadaşınızla geliniz.
- İşlemden 6 saat öncesinden ağızdan birşey almayınız. Buna su da dahildir.
- İşlem odasına alınmadan önce mutlaka tuvalate giderek mesanenizi boşaltınız.
İşlemden sonra
- İşlemden sonra ayılma odasına alınarak burada 30-60 dakika kadar dinleneceksiniz.
- İşlem sonrası normal bir şekilde evinize ya da işinize gidebilirsiniz. Doktorunuz başka bir şekilde önermediyse herşeyi yiyip içebilirsiniz. Bu konuda herhangi bir kısıtlama yoktur. Uzun süredir aç olduğunuz için şekerli birşeyler yemenizde yarar vardır.
- Genel anestezi sonrası 6-8 saat araba kullanmak gibi dikkat isteyen aktivitelerde bulunmamanız uygun olacaktır.
- İlk 1-2 gün adet sancısı benzeri ağrılarınızın olması normaldir. Bu durumda doktorunuzun size önereceği ağrı kesicileri alabilirsiniz.
- Doktorunuz operasyon sırasında size koruyucu antibiyotik yapmamış ise daha sonra kullanımınız için reçete verebilir.Bu antibiyotiği doktorunuzun tarif ettiği şekilde kullanınız.
- İşlem sonrası 3-4 gün kadar kanamanız olabilir. Kanama ile birlikte ufak pıhtı ya da parçalar da düşebilir. Bu tamamen normal ve beklenilen bir durumdur.Buna karşılık kanamanın olmaması da anormal bir durum olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle kanamanız olmasa da endişelenmeyiniz.
- İşlem yapılan günü son adet kanamanızın ilk günü gibi kabul edebilirsiniz buna göre yaklaşık 1 ay sonra ilk adet kanamanız olacaktır. Eğer 40 gün içinde adet görmezseniz mutlaka doktorunuzu arayınız.
- Kanamanız devam ettiği sürece havuza, denize, jakuziye girmek sakıncalıdır. İşlemden hemen sonra duş şeklinde ayakta banyo yapabilirsiniz.
- Kanamanız devam ettiği sürece cinsel ilişki sakıncalıdır. Kanamanız bittikten sonra ilişkiye girebilirsiniz.
- Kanamanız adet kanamasından fazla miktarda olursa ya da ateşiniz 38 derecenin üzerine çıkarsa mutlaka doktorunuza haber veriniz.
- Aksi belirtilmediÄŸi taktirde iÅŸlemden 1 hafta sonra kontrol randevunuza gidiniz
Kürtajın Yasal yönü
Ülkemizde gebelik sonlandırılması amacı ile yapılan küretajlar yasa ile tanımlanmış ve sınırlandırılmıştır. Buna göre 18 yaşından büyük ve evli olan kadınlar hem kendi hem de eşlerinin rızası ile küretaj olabilirler. Evli olmayan kadınlarda eş rızası aranmaz. 18 yaşından küçük kişiler ise ancak veli veya vasilerinin onayı ile kürtaj olabilirler. Kürtaj bir mahkeme sonucu verilmiş bir karar ise işlemden önce mahkeme kararının tebliği gerekir.
Yasal olarak kürtaj yaptıracak evli çiftlerin ve işlemi yapacak olan hekimin aşağıdaki formu doldurmaları istenir.
MÜDAHALADEN ÖNCE GÖREVLİ DOKTORUN AÇIKLAMASI ……………………………………………………………….Tarih: RIZA
Getirdiğim belgedeki imzanın eşime, vasime ait olduğunu ve bundan doğacak hukuki sorumluluğun bana ait bulunduğunu beyan ederim. Gebeliğe son verme işlemi ile ilgili işbu izin belgesi huzurumda düzenlendi. Not:
|
||||||||||||||||||||||||||||
Eğer işlem genel anestezi altında yapılacak ise yine hastadan muaffakatname adı altında bir form doldurması istenir.
10 haftadan büyük gebelikler ancak anne hayatını tehlikeye atan bir durum, ya da bebekte anomali varlığında ve heyet kararı ile sonlandırılabilir. Aksi davranışlar hem işlemi yapan hem de yaptıran için ciddi cezai yaptırımlara sahiptir.


