Archive for Mayıs, 2008
3 Boyutlu ultrason resimleri
Bu sayfadaki fotoğraflar degişik zamanlarda ve farklı hastalarda Dr. Alper Mumcu tarafından çekilmiştir.
![]() |
| 8 haftalık gebelik |
![]() |
| 10 haftalık gebelik |
![]() |
| 11 haftalık gebelik |
![]() |
| 13 haftalık gebelik |
![]() |
| 14 haftalık gebelik |
![]() |
| 26 haftalık gebelik |
![]() |
| 27 haftalık gebelikte bebek esnerken |
![]() |
| 30 haftalık gebelikte bebek ve alnının önünde ayağı |
![]() |
| 32 haftalık gebelik |
![]() |
| 32 haftalık gebelikte bebeğin eli |
Ultrason resimleri
Bu bölümdeki ultrason fotoğrafları değişik zamanlarda ve farklı hastalarda Dr. Alper Mumcu tarafından çekilmiştir.
![]() |
| 5 haftalık gebelikte gestasyonel kese Vajinal ultrasonografi |
![]() |
| 5 hafta 6 günlük gebelikte kalp atımlarının renkli doppler ile izlenmesi Vajinal ultrasonografi |
![]() |
| 6 haftalık ikiz gebelik Vajinal ultrasonografi |
![]() |
| 8 haftalık gebelikte amniyon kesesi, yolk kesesi ve embryo Vajinal ultrasonografi |
![]() |
| 9 hafta 6 günlük gebelikte bebeğin kalp atımlarının renkli doppler ile izlenmesi Abdominal ultrasonografi |
![]() |
| 12 haftalık gebelikte bebeğin kalp atımlarının M Mode ve Doppler ile izlenmesi Vajinal ultrasonografi |
![]() |
| 12 2/7 haftalık gebelikte bebeğin ayak tabanı Vajinal ultrasonografi |
![]() |
| 16 haftalık gebelik biparietal çap (BPD)ı Abdominal ultrasonografi |
![]() |
| 16 haftalık gebelik femur uzunluğu (FL) Abdominal ultrasonografi |
![]() |
| 24 haftalık gebelikte kalbin 4 odacık halinde görünümü Abdominal ultrasonografi |
![]() |
| 24 haftalık gebelikte göbek kordonu Abdominal ultrasonografi |
![]() |
| 24 haftalık gebelikte bebeğin yüzünün yandan görünüşü Abdominal ultrasonografi |
![]() |
| 24 Haftalık gebelik kız bebek Abdominal Ultrasonografi |
![]() |
| 24 Haftalık gebelik erkek bebek Abdominal Ultrasonografi |
![]() 16 Haftatık gebelik Fetal yüz (abdominal) |
![]() 16 Haftatık gebelik Fetal el (abdominal) |
![]() 23 Haftatık gebelik Testis (abdominal) |
![]() 32 haftalık gebelik bacak ve ayak 4 Boyutlu ultrason |
3 ve 4 boyutlu ultrason
Günümüzün modern gebe takiplerinin vazgeçilmez ögesi olan ultrason cihazlarında kullanıma girdiği ilk günlerden bu yana çok hızlı bir gelişim yaşanmıştır. Cihazların boyutları giderek küçülürken elde edilen görüntü kalitelerinde de büyük ilerlemeler kaydedilmiştir.
Anne ve baba adayları bebeklerinin sağlık durumundan sonra en fazla kime ve neye benzediğini merak ederler. Gebelik takipleri sırasında zaman içinde iki boyutlu geleneksel ultrason görüntülerine aşina olmaya başladıktan sonra eli, ayağı burnu yüzü gibi detayları yorumlamak ve bebeği birilerine benzetmeye çalışmak keyifli bir süreçtir
Ultrasonun icadından önce de sonra da insanoğlunun en büyük hayallerinden birisi anne karnındaki bebeği 3 boyutlu yani gerçeğe yakın bir şekilde gözlemektir. Bu hayali ilk kez 1980′li yılların ortalarında Japon bir bilimadamı gerçekleştirmiştir. Elde edilen iki boyutlu görüntüler bilgisayar programları tarafından değerlendirilip işlendikten sonra 3 boyutlu bir görüntü yaratılmaktadır.
3 boyutlu ultrason adı verilen bu teknolojide kuşkusuz bilgisayar işlemci ve yazılımlarındaki gelişmenin rolü yadsınamaz. 1990′lı yılların başında piyasaya sürülen bu yeni ultrason cihazlarının en önemli dezavantajı gerçek zamanlı yani prob anne adayının karnındayken 3 boyutu görüntü yaratamamaları, bunun için incelemeden sonra 10-15 dakikalık bir süreye gereksinim duymalarıydı.
Son yıllarda ise bu sorun kısmen aşılmış ve 4 boyutlu olarak adlandırılan ultrason cihazları kulanıma girmiştir. Bu en son teknoloji ile donatılmış olan cihazlarda hem karından yapılan hem de vajinal yoldan yapılan ultrasonografi incelemelerinde eş zamanlı 3 boyutlu görüntü elde edilmektedir. Burada 4. boyut olarak tanımlanan zaman faktörüdür ve incelemenin eş zamanlı yapıldığını ifade etmektedir.
4 boyutlu ultrason cihazları geleneksel iki boyutlu inceleme özelliğinin yanısıra bünyelerinde hem renkli doppler hem de 3 boyut özelliğini birlikte barındırırlar.Bu yüzden oldukça pahalı cihazlardır ve tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sadece belirli merkez ve kurumlarda kullanılabilmektedirler.
Tıpkı bilgisayar teknolojilerinde olduğu gibi ürünlerin ücretleri zaman içerisinde azalma eğilimi göstermektedir. İki yıl kadar önce 200 bin dolar düzeyinde olan 4 boyutlu ultrason ücretleri günümüzde 50-100 bin dolar civarına gerilemiştir ve yakın gelecekte daha fazla birimde yer alması kaçınılmazdır.
3 boyutlu ultrason incelemesi gerekli mi?
Her gelişen teknoloji ve ürünün ilk zamanlarda geniş kitlelerce kabul görmesi zor olabilir. Bu durum üç boyutlu ultrason için de geçerlidir.
Gerçekten de kullanıma girmesinden bu yana yapılan çalışmalarda 3 boyutlu ultrason incelemesinin bebeğe ait anomalileri saptamada ve bebeğin iyilik halini değerlendirmede birkaç istisnai durum dışında geleneksel iki boyutlu ultrasonografiye belirgin bir üstünlüğü saptanamamıştır.
Bu durumlardan en önemlisi yarık damak ve dudak anomalilerinin saptanmasıdır. Bu anomalilerin varlığında 3 boyutlu ultrason incelemeleri daha detaylı birgi verebilmektedir.
2 boyutlu geleneksel ultrasonografi bebeğin iç organları hakkında detaylı bilgi sağlayabilirken üç boyutlu yapısı hakkında zaman zaman yatersiz kalabilmektedir. Örneğin geleneksel iki boyutlu ultrasonografide bebeğin el ve ayak parmaklarını tam anlamı ile değerlendirebilmek her zaman mümkün olmayabilir. Bu aşamada dört boyutlu ultrason geleneksel ultrasona göre daha avantajlı olmaktadır.
Bugün için dört boyutlu ultrasonografi biraz daha fantastik bir inceleme olarak görünmektedir. Anne baba adaylarının doğmamış bebeklerini ekranda görmeleri bazı psikologlara göre anne-baba ve bebek arasında doğumdan sonra kurulacak olan bağın daha güçlü olmasına yardımcı olmaktadır. Ayrıca bebeklerini önceden gören anne adaylarının hamileliklerinin geri kalan kısmını daha rahat geçirdikleri de iddia edilmektedir.
Teknoloji hızla ilerlemeye devam ettikçe bu cihazların fiyatları düşecek ve daha fazla anne adayı bu olanaktan yararlanabilecektir.
Doppler Ultrasonografi
Siz sabit bir yerde dururken bir ambulansın önünüzden siren çalarak geçip gittiğini hayal edin. Ambulans size doğru gelirken ve sizden uzaklaşırken sireninin çıkardığı sesi duymaya çalışın. Ambulans size doğru yaklaşırken ses giderek artacak daha sonra ise giderek azalacaktır. Ses dalgarının ya da sesin ulaştığı kaynağın sabit olmayıp hareket etmesinden kaynaklanan bu durum Doppler etkisi olarak adlandırılır. İlk kez Avusturyalı bir fizikçi ve matematikçi olan Christian Doppler tarafından tanımlanan bu etki ultrasonda da kullanılmaktadır.
Ambulans örneğine geri döndüğümüzde araç size yaklaşırken sirenden çıkan ses dalgalarının yüksekliği ve frekansı artacak, uzaklaşırken de tam tersi olacaktır. Siz bu etki ile ambulansın yaklaştığını ya da uzaklaştığını sadece sirenin sesini dinleyerek anlayabilirsiniz. Eğer sesteki bu değişimlerin hızını ölçebilirseniz ambulansın hızını da tahmin edebilirsiniz. İşte doppler ultrasonografinin mantığı da benzerdir.
Vücut içerisinde herhangi hareketli bir dokuya gönderilen ses dalgalarının yansıma hızları arasındaki fark o cismin proba doğru mu yoksa proba ters yönde mi hareket ettiğinin anlaşılmasını sağlar. Doppler incelemelerinde hedef alınan hareketkli cisimler kırmızı kan hücreleri yani alyuvarlardır.
Damarlar içindeki akım ultrasonografide iki türlü gösterilebilir. Birincisi normal ultrason görüntüsü üzerinde damarların rekli olarak gösterilmesi (renkli doppler), ikincisi ise akımın normal görüntünün dışında bir grafik olarak (spektral doppler) gösterilmesidir . Bu grafikler akım eğrileri olarak adlandırılır ve her damar için farklı özellikler taşır. Renkli doppler modunda proba doğru olan ve probdan uzaklaşan akımlar kırmızı ve mavi renkler ile ekrana yansır. Bu görüntü elde edildikten ve ilgili damar saptandıktan sonra odak bu damar üzerine uygulanmak suretiyle aynı anda spektral doppler incelemesi de yapılarak kan akım hızları ve bu akıma karşı damarda ortaya çıkan direnç ile ilgili matematiksel ölçümler yapılabilir.
Doppler özelliği taşıyan ultrason cihazları geleneksel cihazlara göre son derece pahalı olduğundan her merkezde bulunmazlar ve bu nedenle çoğu zaman doppler incelemeleri gebeliği takip eden doktor dışında başka bir doktor tarafından yapılmaktadır.
Halk arasında renkli ultrason olarak yanlış şekilde tarif edilen, özel eğitim ve deneyim gerektiren detaylı ultrason incelemesi ile doppler incelemesi birbirinden farklı işlemlerdir.
Doppler neden yararlıdır?
Kan oksijen ve besin maddelerini dokulara taşıyıp, atık maddeleri de bu doklardan uzaklaştırarak dokuların canlılığını sürdürmesini sağladığından herhangi bir dokuya olan kan akımlarının ölçülmesi o dokunun yeterli şekilde kanlanıp kanlanmadığının anlaşılması bazı durumlarda önemlidir.
Örneğin yumurtalığının kendi etrafında döndüğü over torsiyonu durumlarında over yeteri kadar kanlanmayacağından gangrene gidebilir ve kaybedilebilir. Böyle bir durumdan şüphelenildiğinde yapılacak doppler incelemesi ile overin yeteri kadar kanlanıp kanlanmadığının saptanması ameliyat kararı verilmesinde kritik önem taşıyabilir.
Öte yandan kanser ortaya çıktığı dokuda neovaskülarizasyon adı verilen yeni damarların oluşmasına neden olur. Yumurtalıklarda bir kitle varlığında bu artmış damarlanmanın doppler ile gösterilmesi patolojinin iyi ya da kötü huylu olduğu yönünde değerli ipuçları verebilir.
Gebelik takipleri açısından bakıldığında ise dopplerin bazı hastalık ve durumlar açısından risklerin saptanmasında önemli rolü vardır. Normalde gebelik ile birlikte rahimi besleyen damarlardaki direnç azalır ve rahime dolayısı ile plasenta ve bebeğe olan kan akımı artar. Bu direncin azalmaması ve kan akımının düşük kalması durumunda doppler akım eğrilerinde çentikleşmeler gözlenir.
Doppler tarama testi olarak adlandırılan inceleme ile hamileliğin 20. haftası civarında uterin arter adı verilen ve rahimi besleyen ana atardamarlar ile göbek kordunu içinde bulunan atardamardaki kan akımlarının ölçülmesi ve buradaki direncin değerlendirilmesi ile ileride ortaya çıkabilecek gebelik zehirlenmesi (preeklempsi), rahim içi gelişme geriliği, plasentanın erken ayrılması (ablasyo plasenta), anne karnında bebek ölümü gibi durumlar açısından artmış risklerin öngörülebileceği iddia edilmektedir.
Buna göre her iki uterin arterin doppler incelemesinde çentikleşme gözlenmesinin patolojik ya da pozitif tarama testi olarak kabul edilmesi ve yakın takip yapılması önerilmektedir.
Ancak konu ile ilgili yapılmış çalışmaları bir arada değerlendiren bir araştırma sonucunda her hastada doppler tarama testinin yapılmasının gerekli olmadığı, sadece yüksek risk altındaki gebelerde uygulanması gerektiği sonucu ortaya konmuştur (Bricker L, Neilson JP. Routine Doppler ultrasound in pregnancy (Cochrane Methodology Review). In: The Cochrane Library, Issue 4, 2003. Chichester, UK: John Wiley & Sons, Ltd.).
Göbek kordonu içinde bulunan atardamardaki kan akım eğileri de bebeğe giden kan miktarının saptanmasına ve özellikle gelişme geriliği olan durumlarda bebeğin içinde bulunduğu sıkıntılı durumun değerlendirilmesinde önemli rol oynar. Gebeliğin son dönemlerinde ileri derecede azalmış bir akım anne karnında bebek ölümlerine neden olabileceğinden doğum kararı verilmesinde kritik öneme sahiptir.
Bunlar dışında renkli doppler incelemesi erken dönemde bebeğin kalp atımlarının görülmesi ve dinlenmesi amacıyla da kullanılır. Yandaki fotoğrafta 9 hafta 6 günlük bir gebelikte bebek kalp atımlarının doppler ile incelenmesi izenmektedir.Başka bir uygulama alanı da bebeğin kalbinden çıkan ana damarların gözlenmesidir. Rutin gebelik ultrasonografisi sırasında bebeğin idrar kesesinin iki yanında damarsal yapıların gözlenmesi de olası bir anomali riskini azaltan bir bulgudur.
Nasıl yapılır?
Doppler ultrasonografi için ayrı bir incelemeye gerek yoktur. Eğer rutin gebelik takipleri sırasında kullanılan ultrason cihazında doppler özelliği varsa doktorunuz herhangi bir dönemde bu moda geçerek kan akımlarını izleyebilir ve ölçebilir. Örneğin 6 haftalık bir gebelikte ilk ultrason yapılırken bebeğin kalp atımları bu şekilde dinlenirken daha ileriki bir dönemde bebeğin idrar kesesi görüldüğünde hemen iki yanındaki damarsal yapılar renkli doppler ile izlenebilir.
Gebeliğin 20. haftası civarında yapılan detaylı ultrasonografi sırasında doktorunuz gerek görür ise rahimi besleyen damarlardaki kan akımlarını ölçebilir.
Daha ileri dönemlerdeki rutin incelemelerde göbek kordunundaki kan akımları ölçülerek bebeğin içinde bulunduğu durum değerlendirilir.
Doppler riskli midir?
Teorik olarak bakıldığında doppler ultrasonografinin bölgesel sıcaklık artışı ve baloncuk oluşturma riski daha yüksektir. Bu nedenle yine teorik olarak bu incelemenin yarattığı risk normal ultrason incelemesine göre biraz daha yüksektir. Ancak hayvan deneylerinde uzun süre doppler uygulanması durumunda dokularda yaklaşık 2.5 °C’lik bir artış olabileceği gösterilmekle birlikte bu düzey bile insanlarda güvenlidir ve gebelikteki doppler incelemeleri bu kadar uzun sürmemektedir. Bugüne kadar insanlar üzerinde yapılan doppler incelemelerine bağlı olumsuz bir etki bildirilmemiştir.
Ultrasonda cinsiyetin saptanması
Yumurta sperm tarafından döllendiği anda doğacak bebeğin cinsiyeti de bellidir. Bunu belirlemede yumurtanın yani annenin hiçbir rolü yoktur.
Cinsiyeti belirleyen erkekden gelen spermin taşıdığı kromozomdur.Cunku anne, yani dişi, XX kromozom yapısına, baba ise XY kromozom yapısına sahiptir. Bu durumda anneden her zaman X kromozomu gelecektir. Eğer babadan gelen sperm X kromozomlu ise doğacak bebek XX yani kız olacak, eğer sperm Y kromozomu taşıyor ise doğacak bebek XY yani erkek olacaktır.
Döllenmenin gerçekleştiği anda aslında belli olan cinsiyet ancak 11. hafta civarında penisin gelişmesi ile dışarıdan bakıldığında anlaşılabilecek hale gelir. Buna paralel olarak doğacak olan bebeğin cinsiyeti kullanılan ultrason cihazının kalitesine ve çözünürlüğüne bağlı olarak bu haftadan itibaren teorik olarak görülebilir. Ancak pratikte bu her zaman mümkün olmamaktadır. Cinsiyet tespiti için en uygun dönem 16-20 haftalar civarıdır.
Bununla birlikte yapılan bir araştırmada gebeliklerinin 11-14 haftalarında olan 148 hastada bebeğin cinsiyeti görülmeye çalışılmış ve bunların 132 tanesinde bir tahminde bulunulabilmiştir. Ancak daha sonra yapılan takiplerde yapılan tahminlerin 106 hastada doğru olduğu geri kalanlarında ise yanılma söz konusu olduğu saptanmıştır. Bir başka deyişle cinsiyeti tahmin edilen bebeklerde yanılma oranı bu haftalar için %19.7′dir.
İlk trimesterda üç boyutlu ultrason ile incelenen 200 kadının bebeklerinde ise cinsiyet %85.3 oranında doğru olarak tahmin edilmiştir.
Bebeğin duruşunun uygun olmadığı zamanlarda gebeliğin sonuna kadar cinsiyet görülemeyebilir. Zaman zaman cinsiyet tayininde hatalar olabilmektedir. Kız denen bebeklerin doğduğunda aslında erkek olduğu ya da tam tersi durumlar söz konusu olabilmekte bu durum da bazı ailelerde yersiz endişeler yaratabilmektedir. Ultrason ile cinsiyet tayininin %100 olmadığı bilinmeli ve hata olabileceği her zaman hatırda tutulmalıdır.
![]() Erkek Bebek |
![]() Kiz bebek |






























